Herşeye Rağmen

 
 
Nedenmi istemiyorum kimseyi ?
Birini sevdim ben.Çook..
Hayaller kurdum onla gelecek günleri
Aynı evi paylaşacaktım onun olacaktım
Hep sevecekti beni bende onu
Bize ayrılık hiç uğramayacaktı işe gittiğinde bile özleyecek bensiz duramayacaktı
Hayatımızın her anında büyüyücekti sevgimiz
Ölüm bile ikimizin olacaktı
Yapamazdık biz birbirimizsiz olmazdı, olamazdı.
Ama oldu
Günler geçtikçe belki daha çok sevdik birbirimizi sevgi zirve yaşadı bi süre
Sonrada başladı düşme inişler çıkışlar arttı
Kıskançlığımız hayatın iki kişilik olduğu hevesimiz kayba uğrattı bizi
Günden güne yok oldu, yok olduk.
Başlarda ben onu kaybettim sonra o beni
Her sabah aklında uyandığımın nadir gelir oldum aklına.Her gece sevgi sözcüğüyle uyutulan kalbim aşka uyutulur oldu
Seni Seviyorum demek için bile düşünür olduk
Kurduğumuz hayallerin gerçek olmayacağı gerçeği bi tokat gibi çarptı yüzümüze
Belki istemedik ayrılığı bunlara rağmen denedik eskisi gibi olmayı
Oda bende sevmeye uğraştık
Öpüşmelerdeki heyecanı sarılmalardaki titremeyi aradık
Gittikçe yordu bu uğraşmalar bizi
Her geçen gün çirkinleştik birbirimizin gözünde
Beklenen son geldi ve bitişimizi izledik ne o devam diyebildi ne ben
İkimizde biliyorduk bişeylerin tükendiğini ve bitmesi gerektiğini
Bittii.
Şimdi kimseyi istemiyorum korktuğumdan değil.
Ben onda kalsın istiyorum aşk onunla hatırlamak istiyorum kurduğum onca hayali olmasada ve olmayacak olsada hatta olmasını bende istemesemde özel kalsın istediğimden
Dudaklarım onda ellerim ellerinde ve bedenimin sıcaklığı onun bıraktığı gibi kalsın
Hayat onda kalmasın ama yaşanmışlık onda kalsın istediğimden.
Yeni Birilerimi ?
Tercihim yalnızlık değil elbet ama yeniden demeye yook istek..
M.S.D.

Liselim

 
 
Bir saat geçmiyor sesini duymadan
bir dakikam bitmiyor meleğim seni anmadan
ömrümü adarım ardıma hiç bakmadan
bebeğim meleğim aşkımsın Liselim…
 
Meleğim meleğim uğrunda öleyim…
Bu ömrü seninle paylaşıp gideyim
Sensizlik dünyada ölümdür bebeğim
Canımın canısın Liselim…
 
Sultanım sevdiceğim gözlerine vurgunum
Seni sevdim seveli takatsizim durgunum
Candan gülüşlerine iste ömrümü vereyim
İstiyorum birlikte mutluluğa erelim…
 
M.S.D.

Sana Büyük Bir Sır Söyleyeceğim

 
 
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Korkuyorum senden
Korkuyorum yanınsıra gidenden
Pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından
Söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı-yavaş zamandan
Korkuyorum senden
Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır, sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya
katlanmam
sevgilim…
 
Louis Aragon

Deneme Tahtası

 
 

Gözlerine baktığımda ne hissediyordum? Kalbimin derinliklerinden gelen sese bir türlü anlam veremiyordum. Sana baktığımda hala kalbimin hızla çarpması ne anlama geliyordu ki? Hızla atan bu kalp, aşkla mı, yoksa nefretle mi atıyordu? Önemli olanda buydu sanırım.

Eskiden aşkla, tutkuyla bakan bu gözler artık yorulmuş, bakmaya dermanı kalmamıştı.

Aramızda yıkılmaz köprüler kuran bu eller, yaptıklarını tekrar kendi elleriyle yıkıyor, darmaduman ediyor, onarılması mümkün olmayacak hale getiriyordu.

Bunu durdurmak elimde miydi bilmiyorum. Ya da elimdeydi ama durdurmak istemiyordum. Ne olacaktı durdursaydım? Tekrar tekrar hayal kırıklıkları yaşayacaktım. Ümitli olduğum anda bir şeyler olup, bu tat boğazımda kalacaktı. Biliyordum. Aynı şeyleri yaşayacaktık. Senelerdir sadece kendimizi kandırdığımızın farkında değil miydik?

Furkan Onay

Affedemem

 
 

Kuralların vardır ezip geçemediğin, olmazsa olmaz, beni ben yapan dediğin. Yalnız sana aittir onlar. Başka hiç kimsede yokmuşçasına sahiplenirsin, önem verir, korursun.

O kuralları yıkmak, hiçe saymak öyle zordur ki insanı içinden çıkılmayacak bir durumda bırakır.

Hele ki söz konusu affetmekse, duygularınla gururun adeta savaş halindedir.

Öyle zor durumdur ki, kafan o kadar çok karışır ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemezsin.

Tarafsız olmaya çalışırsın ama bu imkânsızdır. Ya olmazsa olmaz dediğin kuralları ezip geçeceksin, ya da zor olanı başarmaya çalışacak, pes etmeyecek ve bununla savaşmayı öğreneceksin.

Affetmemek, affedememek bir yıkım değil, zor şartlar altında kazanılmış büyük bir zaferdir.

İleride duygularınızla yapacağınız daha büyük savaşlar için şimdiden kendinizi hazırlamalı, duygularınızı eğitmelisiniz.

Sevgilerimle…

 

Furkan Onay

Emrin Başım Üstüne

 
 
Sensiz her akşam gelir üstüme üstüme
Durmaz akar yaşlarım Öyle hasretimki yüzüne
Seninle doğdum ben sensiz yaşamak neyime
Unut diyorsan hala unuturum tabi emrin başım üstüne…

Ellerin sıcak ellerine mi kandı ellerin
Yoksa gurbetin soğuk yellerine mi
Neye işaret bu gidişin
Hadi unuttum diyelim
Sözümü tuttum farzedelim
Sahiden üzmez mi seni bu şekilde bitişim…

Gitme sırası bende yar,bitme sırası bende
Gittiğim her adımda sen yeşerecek bu tende
Bilmesen de
Gittiğim her adım sana varacak belki de
İstemesen de…

 
 
Oktay Makar

İlelebet

 
 
Yak beni pare pare kavrulayım ateşinde
Ruhum bedenimi terketmedikçe seninim elbet
Kölen olayım koy beni zindana
Azad etme sakın son güne dek…

Boşuna mı onca acı,bunca zulüm ne için
Lanet olsun seviyorum eriyorum o biçim
Kor olacak son bulacak bu bedenim seninle
Anla nolur koyamadım kimseleri yerine…

Yollar hep yokuşlu dağlar dumanlı burda
O çok sevdiğin kuşlar da yasını tutuyorlar
Şimdi sensizliğin o son durağında
Hep beraber olmuşlar seni bekliyorlar…

Biten günün ardından yorgun ümitsiz
perperişan bir halde sana ağlıyorlar
Bende suskun bi çare,dağlasam yüreğimi ne çare
Sönmeyecek biliyorum,bu yangınım ilelebet…

 
Oktay Makar

Facia

 
 
Ben ağlamayı senden öğrendim
Çırpındıkça batmayı ilk sende gördüm
İhanet kurşununu sıkacakken sen
Çok şükür facianın eşiğinden döndüm…

Çok istedim demeyi,gel diyemedim
Çok bekledim konuş diye,sen söylemedin
Çok şey anlattı gözlerin dikkat ettim de
Övdün mü sövdün mü pek bilemedim…

Durup durup yargılama sensin buna sebep
aşkımı bit pazarında satılığa çıkardın
Yerinde olsaydım çok geç olmadan
Çıkarıpta kalbimi bin defa yıkardım

 
 
Oktay Makar

Anladım

 

 

Ağladım çare olmadı, haykırdım olmadı
El açtım dualar ettim kabul olmadı
Seni sevip sensiz yaşamakmış benim kaderim

Anladım senin bana döneceğin yok
Perişan halimi göreceğin yok

Anladım senin bana döneceğin yok
Perişan halimi göreceğin yok
Anladım senin beni seveceği yok
Benimle birlikte gideceğin yok

Ben seni seviyorum dediğimde seni seviyordum
Ben seni özlüyorum dediğimde seni özlüyordum
Ben senin için ölürüm dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum

Sensiz geçen her gün bana haram olurken
Anılar perde perde karşımda dururken
Bensizlik hançer gibi sinende dururken

Sanmaki sen bensiz huzur bulacaksın
Bir ömür böyle nasıl yaşacaksın

Anladım senin bana döneceğin yok
Perişan halimi göreceğin yok

Ne zaman aralıkta bir yağmur yağsa ben istiklalde olacağım
Ne zaman bir parfümeriye girsem hala senin kokunu arıyor olacağım
Ben kaybettim sen kazandın artık sesimi duymayacaksın

Uğur Arslan

 

Uğur Arslan – Anladım

Video Klip

 

Canım İstanbul

 
 
Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canım;
Vatanim da vatanim…
İstanbul,
İstanbul…

Tarihin gözleri var, surlarda delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik…
Bulutta saha kalkmış Fatih’ten kalma kir at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat…
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare?
Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet…

O manayı bul da bul!
İlle İstanbul’da bul!
İstanbul,
İstanbul…

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca’da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar…
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir katibi mi…

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul…

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler!
Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler…
Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar…

Gecesi sümbül kokan
Türkçe’si bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul…

 
 
Necip Fazıl Kısakürek