Şimdi Seni Çok Sevdiğimi Söylesem Sende

 

 

En büyük acılarımız hep en sevdiklerimizden kaynaklanır. Ve en sevdiklerimiz acıtır içimizi. Bizi üzdüğünde içimizi acıtmayan birinin oysa çokta özel olmadığını anlarız bu sayede.

Yara kanıyorsa ve acı veriyorsa; kanatan özeldir. Yara kanıyor ama acıtmıyorsa; kanatan bayağıdır.

En sevdiklerimden kaynaklanan acılar hep yaraladı beni. Ve çok sevdiğimi söylediklerim.

 Bazıları bunu kaldıramadı ve değişti. Başka bir kadın oldu, başka türlü nefes almaya başladı. Bu durum; yani onu sevdiğimi söyleşim ve onun benim tarafımdan egolarını en yüksek derecede tatmin edecek sanması ne büyük aldanıştır. Oysa benim seni seviyorum itirafım bir ilişkide, son nokta değil, en önemli başlangıçtır.

 

Ben hep sevdim kadınları. Sadece sevdim ve sevdiğim tüm kadınlara onları sevdiğimi söyledim ve o onları sevdiğimi söylediğim kadınlar bana hep acı çektirdi. Terk edip gittiler. Ya yenilerini terk etmeye yada kendine acı çektirecek adamı bulmaya.

Hep sevdiğimi, çok sevdiğimi söylediğim kadınlar benden uzaklaştılar ya onları sevmeyecek ve değer vermeyecek adamları aradılar benden sonra ya da yine benim gibilerini buldular; onları çok sevecek ve bunu dürüstçe söyleyebilecek adamları.

Onları sevmeyecek ve sadece kullanıp atacak adamları seçtiler. Onlar amaç değil araç olmayı seçtiler. Acı çekmeyi istediler, bir yüreğin köşkünün prensi olmak varken ya da buldukları ve onları benim gibi onu çok sevdiğini söyleyen adamları terk ettiler yine yeniden.

Şunu sorduğunuzu ve aklınıza geldiğini düşünüyorum. Hep kadınlar mı suçluydu. Sevdiğimi söylediğim ve beni terk eden kadınlar mı? Tabiî ki de değil. Öyle olsa benim, içinde bu kadar suçlu barındıran benim bir mahpushaneden ne farkım olurdu. Pek tabiî ki de ben mahpushane değildim. Ve o kadınların hepsi suçlu değildi. Arasıra suçlu bendim.

Suçum; bazen hak etmeyene bazen de çok erken söylemekti o kadına çok sevdiğimi.Peki benim suçlu olmadığım ve suçlu olan kadınlar yinede bir hapishane olmaz mı diye sorduğunuzu duyar gibiyim?

Onlar öldüler ve o nedenle içimde bir mapushane yerine bir mezarlık var aslında. Sevdiklerimi söylediğimde nedenini bilmediğim bir sebeple benden uzaklaşan ölü kadınların oluşturduğu bir mezarlık.

 

Şimdi ey sevdiğim kadın,uykularımı bölen, yüzümdeki gülüşün ve ani duruşların mimarı…

Mazhar Alanson’un dediği gibi bana yeniden şarkılar söyleten,yazdıran,dinleten, kadın…

Aslında şarkıları daha bir farklı söyleten,yazdıran,dinleten kadın…

Nargilenin dumanımı içime çekerken bunu hak ettire ettire çektiren kadın. Dumanın hakkını verdirten kadın. Gözkapaklarımın kapanmasını bekleyen suret; yirmi dört saat aklımdaki gözler; şimdi seni çok sevdiğimi söylesem sana sende böyle mi olursun. Böyle mi yaparsın.

Bıçağı saplayıp, uzaklaşır mısın tatmin olunmuşluğun doruğundaki egolarınla  yere yığılan kanlar içindeki bedenden,adamdan.. Şimdi seni çok sevdiğimi söylesem sana sende mezarlıkta yer alacaksın yoksa kimsenin gerçekten kalmak istemediği köşkte mi… Şimdi seni çok sevdiğimi söylesem sana sende..

 Can Kuş

 

 

Şimdi Seni Çok Sevdiğimi Söylesem Sende” üzerine 4 düşünce

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir