O Halde Gideyim

 
Her anım sensiz
Bahtıma densiz bir darbe atıp gittin
O kadar çok sevdim
Bunca acıyı o yüzden mi hakettim…

O halde gideyim
Ya da kabulleneyim
Sevdiğim kadar sevilmeyeyim
Ne talihsiz başım var
Şimdi dünya bana dar
Candan geçmek kolay da
Yardan nasıl geçeyim…

Kanıyor ta derinlerde
Yarası var kalbimin
Yanıyor bırakın yansın
Haberi olmasın zalimin…

Oktay Makar

Tutanak

 
 
Kimi görsem yüzünde bir göz yarası, gönlünün karanlığına bırakılmış bir yüz parlaklığı.

Adın yeni bir anlamdı türkçede.Ne zaman şiir yazsam sana, içinde ne kadar gizli özne varsa hepsi deşifre edilşmiş mısralardaki buğulu bir edebiyat kaygısı…

Bütün sözler özünde kalmış aslında yani söylenecek çok söz yok özünde ve özünde tek söz bir çift göz olmuş söylenmeyen …

Öyle yüksek makamlarda çalıyordu paslı bir keyifle duyduğum herşarkı ve ben yüzüne yapılmış her şarkıya özenle vokal yapıyordum kendime…

Yüksek rakımlardan düşmüş bu aşk, bir yayla molası arasında;
üşütecek kadar yalnızdı bu zılgıt melodisi

ve özletecek Kadar çok kilometre vardı gözlerim ile yüzün arasında.

Nerdeyse araya bir şehir sığacaktı…

Tutunacak kadar gerçekçiliği vardı hala, resmi tutanaklarda bu suçun.

Sırf sen bakıyorsun diye gözüne değen iklim,
ilk kim ortak olursa bu suça onun gözünde eylül kalacaktı hep…

Mesut DURSUN (mda)

Aşk-ın Zarı

 
Başka zamanlarda kavuşmalı; terkedip bir ayrılığı

gözlerinde,başka bir ayrılığa koşmalı.

Savurulmuş pencerelerde avutulmuş

yalnızlıklar beklemeli gözlerin…

Aşk-ta solcudur bedende,

yükü sağ/ırlaşır sol/muş umutların ve

kertmesi değilmidir aşk zaten bütün yalnızlıkların?

Sıcak bir iklimdi hüzün;

iliklerime iliklediğim güzelliğin.

Şimdi, artık ben de/sen/ de yetmiyecek sana içindeki sen

ve sen Aşk-ın ince zar/ında gördüğüm tek düş/eşimdin.

 
Mesut Dursun (mda)

Arif Nihat Asya / Naat

 
 
 
Seccaden kumlardı..
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı!.Mescit mümin, minber mümin…
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..Ve mübarek geceler dualarımız;
Geri gelmeyen dualardı…
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..

Kapına gelenler ya muhammed,
– uzaktan, yakından –
Mümin döndüler kapından…

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi;
İki dünyada aziz ümmet,
Muhammed ümmetiydi…

Konsun – yine – pervazlara
Güvercinler,
“hu hu” lara karışsın
Aminler,
Mübarek akşamdır;
Gelin ey fatihalar, yasinler…

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi…
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi;
Düşkünlerin kanadıydın
Yoksulların sahibi..
Nerde kaldın ey resul,
Nerde kaldın ey nebi!..

Günler ne günlerdi, ya
Muhammed!..
Çağlar ne çağlardı;
Daha dünyaya gelmeden
Müminlerin vardı…
Ve bir gün ki gaflet
Çöller kadardı,

Halime’nin kucağında,
Abdullahın yetimi,
Amine’nin emaneti ağlardı..

Hatice’nin goncası
Aişe’nin gülüydün..
Ümmetin göz bebeği
Göklerinresulüydün..
Elçi geldin, elçiler gönderdin;
Ruhunu Allah’a; elini ümmetine verdin,
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke’de bunalırsan;
Medine’ye göçerdin..
Biz,
Bu dünyadan nereye
Göçelim ya muhammed!
Yeryüzünde riya, inkar, hıyanet
Altın devrini yaşıyor…
Diller, sayfalar, satırlar
“ebu leheb öldü” diyorlar;

Ebu leheb ölmedi ya muhammed!
Ebu cehil; kıt’alar dolaşıyor… Okumaya devam et

Sıfır Tolerans

 

Bildiğiniz üzere birkaç gün önce Türkiye Futbol Federasyonu için tarihi bir gün yaşandı. Federasyonun yaptığı olağanüstü (Olağan) toplantısı küme düşme cezasının “Bir kereye mahsus” puan düşme ile değiştirme kararı Mehmet Ali Aydınlar açısından fiyaskoyla karşılandı.

Futbola olan ilgimiz gittikçe azalıyor. Böyle mide bulandırıcı ve kişiye özgü yaptırımları olan, kurallara karışılmamış, sadece futbol olduğu için izlenilen veya ilgiyle takip edilen ligler var. Diyorum bazen biz Süper ligden elimizi çeksek, Süper lige göre çok daha ucuz olan İngiltere Premier ligi veya ücretsiz İspanya La Liga’yı takip etsek çok daha değerli olacaktır.

Belli bir kesimi korumak, kollamak ve üstünlere göre hukuku düzenlemek artık günümüz düşüncelerinin çok çok gerisinde divanece ve beyhude bir girişim. Ve onları savunmakta aynı derecede sefilcedir.

Bu kapsamda şike yapan takımlara ceza vermemek gayri ciddi bir adımdır. Kurulu toplayıp puan eksiltme bahanesiyle bir kereye mahsus değişim olması ne demek? Şike soruşturması başladığından beri görev yaptığım tüm medya gruplarında yazdığım yazıları incelediğinizde, Fenerbahçesiz bir ligin olmayacağını ve keyif vermeyeceğini söylemiştim ama bununla birlikte adaletinde tam işlemesini daha çok savunuyorum.

“Merhamet etmeyene, merhamet edilmez” Hadis Şerifinin sırrınca, milyonlarca taraftarı olan ve ülkemizde ciddi gündem yapılan Türkiye Süper ligini şeklen ve manen bozan, insanların içindeki sevgiyi delen insanların ceza görmesi gerekmektedir.

Online biletlerin satılmadığı zamanlarda, sabahın en erken saatlerinde stadyumların kapılarında bilet kuyruklarına giren birisi olarak, futbolu ve mücadeleyi sevdiğimi ifade edebilirim. Şike söylentilerinin yapıldığı sezon ve maçlarda dahi bir taraftardan fazlası olarak maddi ve manevi emek verdim. Şahsen, başlangıcı ve sonucu önceden üstünler tarafından belirlenmiş, formaliteden öteye gidemeyen ve sonucu belli maçlara çeşitli şekillerde taraftar olarak hakkım geçmiş bulunmakta. Tüm vermiş olduğum emekler için hakkımı helal etmiyorum, edemiyorum.

Nice sporsever arkadaşım olmuştu, cebindeki son kuruşunu gönül verdiği takım uğruna feda eden. Şimdi Milyonlarca kişinin takip ettiği bu organizasyonlarda her bir ferdin hakkının geçtiğini unutmamak gerekir.

Olayı Fenerbahçelilik olarak algılayan ve ne şiş yansın ne kebap politikası takip eden Aydınlar’ın, olayı yumuşatma, gevşetme ve zihinlerde yok olmasına yönelik inkişaf ettirdiği her adım aksi ile tokat gibi kendisine çarpmıştır.

Meselenin kulüp taraftarlığından ve fanatiklikten çok Türk futbolunu baltaladığı ve dünya çapında çöküşüne neden olduğunu unutmamak gerekir. Adı geçen kulübün taraftarları hiçbir zaman şuan cezaevinde olan başkanını aklamak ve suçluluğunu göz ardı etmek gibi bir niyeti olmamalıdır.

Hangi kulüp veya hangi spor dalı olursa olsun, içine şüphe uyandıracak durum, şaibe ve usulsüzlük katılmış ise yaptırımı çok ciddi ve ağır olmalı ki peşinden gelecek suçluların önü kesilebilsin. Bknz. İtalya Seri A

Futbola olan ilginin sürekli azalması sonucu Playoff sistemi gibi gereksiz ve ilkel kuralların yapılması, bataklığa saplanan insanların kendilerini daha dibe çekmesinden öteye gidememiştir.

Bugün iki tarafa da yaranamayan Federasyon başkanının küskün bir çocuk gibi küsüp terk etmesi yerine, kendisi ve ekibiyle zarar verdiği Türkiye Süper ligini yine kendi eliyle ayağa kaldırması gerekmektedir.

Kurul kararı sonucu değişmeme yönünde sıfır tolerans sağlayan üyeleri kutluyor. Futbol adına nice güzel günlerin gelmesini temenni ediyorum.

Sevgilerimle..

 

Ahmet Sadi

Ve Hayat..

 
 
 

Güzellik nedir? Bilir miyiz güzelin ne olduğunu, kimde güzelin olduğunu?

Bazılarımız boya kutularına bağlar, bazılarımız ahlaka, bazılarımız davranışlara.

Yani aslında güzellik evrenselliğe meydan okuyan, evrensel bir değerdir. Belkide bizizdir asıl güzel olan.

Biraz düşünelim Allah-u Teâlâ’nın yaratmış olduğu eşsiz eser, düşünmek gibi hayati bir değerin ait olduğu varlıklar, yaşamın her halini tadan aslında bizler değimliyiz.

Yani asıl güzel olan bizleriz bizi biz yapan güzelliklerle dünyaya gelişimizdir yani varlığımız doğruyla adım atar hayata.

Bu doğrular devam eder bir süre ta ki BENli sorular başlayıncaya kadar. Başta kendimin farkına varıyorum dersin evet farkına varırsın ne güzel bir davranış derler göğüsün kabarır daha da yükselmek istersin ve gittikçe büyür BENlerin. İsteklerin hayatına yön verir duruma geldiğinde ise artık sorunlarla ufaktan tanışırsın ve durmadan büyür o ufak sorunlar. Ama bilmezsin sorunları fark edemezsin veya istemezsin fark etmek. Yumarsın gözlerini kendini BENcilliğinle mutlu edersin.

Ve artık öyle sorunlar belirir ki hayatında artık sorun sana ait olmaktan çıkar çevrenin halkların sorunu haline gelir. Artık istekler halkların istekleri oluverir ama aslında birinindir o istekler onu tekrar edenler ise taklit becerisi yüksek insanların ötesine geçemezler hatta öyleleri vardır ki kralcılıktan çıkıp hayat anlayışlarına kadar işlemişlerdir. Yani takmışlardır simsiyah at gözlüklerini ve içlerindeki kin haset milliyetçilik aşırılık yani doğruya zıt her türlü vasfı doğruymuş gibi haykırır hale gelmişlerdir. Ve işte kopma anı orda gerçekleşir kardeşliğe karşı orda atılır adımlar sahte sebeplere sığınıp atılır siyah perdelerin ardına BENcillik. Ne huzur kalır meydanda ne sevgi ne de kardeşlik. Yani yok olur doğru. Yalanlara bırakır vasfını ve kaybolur karanlık sokaklarda. Ne kadar acı. Büyütülen onca sebebin BENcillikten kaynaklandığını az veya çok BENcilliğin bedenlerimize hükmederek bizleri yanlışa doğru vasıflar yüklendiğini fark etmek ne acı. Belki birileri çıkıp hayır uydurma saçma diyecek sebebime. Peki, o zaman normal hayatla ilgili bir örnek verelim.

Ortada bir vakıf var ve bu vakıf yardım yapacak 10 aile arıyor. Başvurular 200 hatta 2000 oluyor. Velhasıl belirlenir yardım alacak aileler. Şimdi farzedin ki durumunuz çok kötü ve size yardım yapılmayacak. Soruyorum sizlere yerinizde durup demek ki yardım alanlar benden bile yoksulmuş diyebilecek misiniz? Yoksa tavrınızı alıp çocuklarınızı peşinize takıp vakıf çalışanları ile tartışıp haksızlık var neden BEN değilde o diye haykırır mısınız?

Peki ya zenginler onlardan farksız mı? Belki istek biçimleri farklı ama yine yaşadıkları sorunlardan uzaklaşmalarının altta yatan sebebi bencillik ve onun doğurduğu sebepler; hırs, ihtiras, kibir…

Anlaşılan o ki BENcillik o kadar yerleşmiş ki hafızalara insan-ı kâmil olmuş esfeles safilin… halkların kardeşliği ülkenin barışı, hayata pozitif bakan düşünceler bu ülkeye hakim olacaksa BENcillğin yok oluşu ile olacaktır..her birey kendini aşmaya çaba sarf etmeden kalıcı sorunlar asla ortadan tamamen kalkmayacaktır.

Unutulmamalıdır ki insanı insan yapan soyu ırkı değil dürüst, kardeşçe ve barışçıl yaşayışıdır.

 
Yahya Sancar

Hodri Meydan

 
Nedir bu acele nedir bu telaş
Burnunun dikine yaşanmaz ki aşk
Hiç değilse fikrime saygı duy bari
Bi sefer de yanmasın kurunun yanında yaş…

Kimseyi taktığın yok
Yanlışın doğrundan çok
Adam olmaya niyetin yok
O vakit hodri meydan…

El mi yaman ben mi görelim
Sözünden dönene hep bir olup sövelim
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın
Yetmedi hep beraber tekme tokat dövelim…

Ben razıyım
ve hazırım olacaklara
Güzel cevaplarım var
soracaklara…

 
Oktay Makar

Aşk Gribi

 
 
Bakın ben bu ara iyi değilim
Hikayemin türü ya macera ya gerilim
Yani ben o bildiğiniz ben değilim
Bi ara uğrayın da laflayalım azıcık…

Sorun şu gönlüme derdi neymiş
Yine kime boyun eymiş
Aşk gribi nasıl şeymiş
Sorun anlatsın size…

Rahatca davranıyor ama kalbin aymıyorsa
Aysa bile kesinlikle sözünden caymıyorsa
Sabun köpüğü misali ellerinden kaymıyorsa
Aşk gribin hayırlı olsun…

On hata yapıyor dokuzunu saymıyorsa
Her yolu ona çıkıp bir türlü varmıyorsa
Elleri onun gibi sımsıkı sarmıyorsa
Aşk giribin hayırlı olsun…

Oktay Makar

Nur İçinde Yat Kardeşim

 
Bi vakit yoldaşımdın
Önce yollar sonra yıllar girdi araya
farketmiyor insanoğlu
Zaman tuz bastığında anlıyor yaraya…

Hayat kısa derlerdi ya hep
Yok sayarmışım meğer bu söylemi
Geç öğrendim dostlar söyledi
Ebedi mekanına göç etmişsin öylemi…

Ayrılık çok yakınmış düşünemedim hata benim
Helal et haklarını nur içinde yat kardeşim
Duydum ki yakınlarda düğünün varmış
İnşallah hak katında muradına er kardeşim…

Denizlerin dalgasında kenan
Adın yazılıydı gördüm
Usul usul vurdun kıyıya
Önce ışık saçıyordun sonra söndün…

Dalgalar sensiz şimdi
Gemiler kaptansız seyire çıkmış
Dolandım kıyılarda yolunu gözledim
Ne duyayım kenanım semaya uçmuş.

 
Oktay Makar