Açık Sözlülük mü? Patavatsızlık mı?

 
 
Allah türkçe mi bilmiyor lan!
Genelde insanlar tarafindan farkedilmeyen ince cizgidir.
Açik sözlü olmak yahut oyle görünmek adına haddi olmadan elestirmeyi,

abartarak burnunu sokmayi gorev edinmis olmak, ömrü billah ardina
varilamayacak bir farktir.
Açık sözlü, sözünü esirgeme ihtiyacı duymazken, patavatsız sözlerinin nereye
varacağını önceden düşünmeden lafa balıklama dalar.
Yaptığı eleştiri veya acıklamalarda yapıcıdan cok yıkıcı olur. Patavatsizlik olmadik yerde olmicak
bir
sey söylemektir, acik sözlülük olacak yerde kendi düsüncelerini söylemektir,
İnce
cizgide dogru zamani yeri bulmaktir.
Açık sözlülük mü Patavatsızlık MI ? Gayri söz sizin …!!!
 
Mesut Gezen

Ümit Yaşar Oğuzcan / Galata Kulesi

 
6 Haziran 1973
Pırıl pırıl bir yaz günüydü
Aydınlıktı, güzeldi dünya
Bir adam düştü o gün Galata Kulesi’nden
Kendini bir anda bıraktı boşluğa
Ömrünün baharında
Bütün umutlarıyla birlikte
Paramparça oldu
Bir adam benim oğlumdu…

Gencecikti Vedat
Işıl ışıldı gözleri
İçi
Bütün insanlar için sevgiyle doluydu
Çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
Kendini bir anda bıraktı boşluğa
Söndü güneş, karardı yeryüzü bütün
Zaman durdu
Bir adam düştü Galata Kulesi’nden
Bu adam benim oğlumdu

“Açarken ufkunda güller alevden”
Çıktı, her günkü gibi gülerek evden
Kimseye belli etmedi içindeki yangını
Yürüdü, kendinden emin
Sonsuzluğa doğru
Galata Kulesi’nde bekliyordu ecel
Bir fincan kahve, bir kadeh konyak
Ölüm yolcusunun son arzusu buydu
Bir adam düştü Galata Kulesi’nden
Bu adam benim oğlumdu

Küçüktü bir zaman
Kucağıma alır ninniler söylerdim ona
“Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni”
Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat

6 Haziran 1973
Galata Kulesi’nden bir adam attı kendini
Bu nankör insanlara
Bu kalleş dünyaya inat
Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
“Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat”…

Ümit Yaşar Oğuzcan

Sen misin?

 
Sanma üstündesin göğün
Övünme bence dövündükçe dövün
Yeridir seni zincire vursalar
Aç bıraksalar hatta üç öğün…
 
Sen misin fırsatını bulupta kaçan
Sen misin aşkıma haince savaş açan
Sen misin mutluluğu kendine saklayıp
Kederleri avuç avuç ömrüme saçan…
 
Al işte aşkımıza gösterdiğin yol bu
Beğendin mi ikimize yazdığın sonu
Çıkmaz yollara girdi bu sevda
Birlikte ektiğimiz güller birer birer soldu…
 

Oktay Makar

 

Hoşgeldiniz

 
Hoşgeldiniz cümleten
Çay demledim hürmeten
Ağladım silkindim kendime geldim
Yeni tavırlar takındım kederlerimi örten…
 
Tabi ya siz nerden bileceksiniz
Bilseniz belki de güleceksiniz
Onlarca cevapsız soru aklınızda
Bu gidiş nereye diyeceksiniz…
 
Bense elimi sineme koyup
Derinden bir of çekeceğim
Düşe kalka güle ağlaya
Kendi kendime yeteceğim…
 
Oktay Makar

Ümit Yaşar Oğuzcan / Beni Unutma

 
BENİ UNUTMA
 
Bir gün gelir de unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma
Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yaşar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma
O saatlerde serpilir gülüşün
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de başında o çılgın rüzgar
Deli deli esiverirse bir gün
Beni unutma
Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için şu yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma
Hala duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kuş görürsen
Beni unutma
Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrıya kavuştuğum gün
Beni unutma..Ümit Yaşar Oğuzcan

Ben Bu’ydum

Beni nasıl buralarda yalnız koydun
Fırtınana kapıldı gemilerim
Sanki ucsuz bucaksız koy’dun
Savruldum rüzgarında, acılara doydum

Kaderine terkettiğin
Hayatını mahvettiğin
Evet ben o’ydum
Seviyordum ama ben bu’ydum…

Hala tükenmedi aşkım
Değişmedi gideni bekleme huyum
Olmadı ne yaptıysam
Olmayacak biliyorum ben bu’ydum…

Ömrünü katlettiğin
Sulara hapsettiğin
Evet ben o’ydum
Seviyordum ama ben bu’ydum…

Oktay Makar

 

Ben

 

Ben dillerde nağme, bestelerde sözüm,
Ben kederli günlerde ağlayan bir çift gözüm,
Kâh sövülen talih, Kâh utansın denilen bahtım ben,
Dönüşü olmayan yolun son virajıyım ben

Ben eşhasın fiili, yazılan yazısıyım,
Ben kaçınılamayan son, dönülen akşamım,
Oysa ki ben seçimlerden bir seçimim;
Yine de suçlanan, sövülen, horlanan benim..

 

Talip Yılmaz

Murathan Mungan / Bıçak

 
 
Yere düşürülen bir bıçak sesi
Kristali tuzla buz olmuş gözlerinin
biliyorum ay kanatıyor
ne zaman susak geceyi
Kendini benim yerime koy
Oğul öksüzü babalar yerine
Susmayalım. Bıçak uyuyor kelimelerin kalbinde

Kanlı bir şerbet gibi akar dururdu
İpeği ikiye bölen kılıçların ağzı
Bir biz inmedik suya
Kaç mevsimin yağmuru buruştu elimizde
Örtülü çarşılarda ölümü tebdil ettik
uzak durduk kabzasına çağıran intikamdan
Bir biz inmedik suya
Kendini benim yerime koy
Oğul öksüzü babalar yerine
Susuyorum. Ölülerim uyuyor kalbimde

 
Murathan Mungan