Kapı Açıldı Ve.. (Bir İhanetin Trajedisi)

 

Mesleğinin en zorlu günlerinden birini yaşıyordu genç psikolog o gün…
Kederli ölüm haberini vereceği o eve giderken yol boyunca kuracağı tüm cümleleri düşünüyordu ve en yararlısını bulamamıştı bin ihtimali beyninden geçirmesine rağmen.
Nasıl söyleyecekti ,o kadına, sadece kocasını sevmiş ve sevgisini adadığı insanın ölüp bittiğini. Bir daha hiç olmayacağını ve hiç ‘kocacım’ diyemeyeceğine nasıl inandırılacaktı?
Hangi sihirli söz yada sözcükler dizisi bu kifayetsizliği kaldırabilirdi ortadan.
Genç psikologun ilk ölümü açıklama görevi de değildi bu…
Kızlarını üniversiteye göndermiş bir aileye, yavrularının cani erkek arkadaşı tarafından boğularak öldürüldüğünü anlatabilmişti ve
Bir asker ailesine çocuklarının bir çatışma esnasında şehit olduğunu söylediğinde bile bugünkü kadar zor ve aciz durumda kalmamıştı.
Gerçekler nasıl tüm çıplaklığı ile anlatılacaktı…Kocasının ve yanında ölü bulunan kadının çıplak oluşları da…
Bir yok oluşun , bir terk edilişin, bir sonsuz susuşun içine bir ihanetin kahpeliği nasılda sıkışmıştı?
Bir adam ölürken karısına olan ihanetini saklayamamıştı.
Şimdi o kadın kocasının yasını mı tutmalıydı yoksa ihanetin hüznüyle bir darbe daha mı yeseydi?
Bu kadın sonsuza kadar bir adamı, sadık koca olarak hatırlayıp, mutlu mu olmalıydı ve o çıplaklıktan habersiz kocasını özleyip nefes alıp vermeli miydi?
Yoksa ihaneti bilip, ölümüne üzüldüğü adamdan, kocasından, çocuğunun babasından soğumalımıydı?
Yol bitmişti…
Mesleğinin en zorlu günlerinden birini yaşıyordu genç psikolog o gün…
Kederli ölüm haberini vereceği evin merdivenlerini çıkarken kuracağı tüm cümleleri düşünüyordu ve en yararlısını bulamamıştı bin ihtimali beyninden geçirmesine rağmen.
Ve tasarlanmış hiçbir izah cümlesi olmadan çalmıştı kapıyı…
Kapı Açıldı Ve önce aylardır görmediği annesine sarıldı genç psikolog.
Ve sonra babası ve iş arkadaşı kadının başrolünde olduğu ve kahramanlarının üzerinde kıyafetleri olan o ölüm haberine benzeyen hikayeyi annesine ağlayarak, sarılarak, hıçkırarak ve tüm gerçeği içine atarak açıkladı…
Annesi sonsuzluğu gittiği güne kadar kocasını özledi?
Mesleğinde bir daha hiç o günkü kadar zor bir günü olmayanı o genç psikolok kızın aklında hep o iki soru vardı ama?

Neden Baba?
Beni Affedecek Misin Anne?
Can KUŞ / ÖYKÜLEMELER 1

Gülüşüne Sahip Çık Bari

 

Sensizlik çok zor
Ne zaman sineme düşse kor,
Senden bilirim
Ne zaman aklıma düşsen
Sen derim,orada eririm…

Çoktan bitti lale devri
Elleri de sevindirme
Gülüşüne sahip çık bari…
Susmaya yemin etmiş o aşk dolu sözler
Dökülmüyor dudaklardan artık
Aşkla bakmayı unutmuş o gözler
Eyvahlar olsun yandık…
Oktay Makar

Bu Derbinin Maya’sı Bozuk

Geçen sezonu şike duruşmaları, federasyonun yayıncı kuruluşu kurtarma çabaları, lige ilginin artması için abuk subuk play-off müsabakaları ve Kadıköy’de ki derbi ve sonrasında yaşanan olaylar derken sezonu yüksek tansiyonda tamamlamıştık.

Bu kez adı şikeyle anılmayan ve mücadelenin ön plana çıktığı bir lig yaşıyoruz derken,Terim-Kocaman gerginlikleriyle nabızların hızlı atması sağlandı. Ondan sonra taraftar taşkınlık yapıyor diye hayıflanıyorlar. Acaba bu propagandayı yapanlar yüzünden olabilir mi?

Futbolun erkek sporu olmasından olsa gerek milletimizin delikanlı fıtratı sporumuza da sirayet etmiş gözüküyor. Galatasaray’ın şampiyon olmasından sonra araçları yakan ve dükkan yağmalayan zihniyetin lig için çokta fazla önemi olmayan bir karşılaşma sonrası olaylar çıkartıp mağazalara taşkınlık vermesi akıl alır gibi değil. (İyice sosyal mesaj verdik)

Alnını secdeye koymaktan korkan ama bununla birlikte tarihte hakkında bilgi sahibi bile olmadığı Mayaların gudubetine uğrayacağını düşünenler, halkta psikolojik baskı oluşturmaya devam ediyor.

Belki de artık klişeleşmiş Fenerbahçe-Galatasaray karşılaşmalarının tersiyle sonuçlanır olması Maya’ların hışmından olsa gerek.

Gülmeyin lütfen Maya’lara inanıp bunalıma girenler derbi de ki enteresanlıklara da şahit oluyorlar.
Şöyle ki;

–          Fenerbahçe uzun zamandır hakim olduğu Galatasaray karşılaşmalarında artık açık favori gösterilmiyor.

–          Galatasaray aynı zamanında Fenerbahçe’nin yaptığı gibi stratejik oynayıp puan alıyor. Boşa koşmak veya atakları kaçırmaktansa kendini fazla yormuyor.

–          İlk defa duran toplarla ezeli rakibini darmadağın ediyor. (Galatasaray’ın tek kale oynayıp tek duran topla maçı kaybettiği çok olmuştur)

–          Selçuk Şahin ve Sabri Sarıoğlu’nu oynamıyor

–          Hasan Ali’nin sağ ayakla gol atması bir başka delil

–          Bekir’in taraftarla neyse…

Bence bunlar kıyamet alametlerine delil olabilir.

Meireles olsa olsa bu kıyamette zebani olur. Kolunda yer alan dövmelerden Stoch ile birlikte güzel bir ikili olacağı muhakkak.

Hakeme yaptığı el kol hareketleri okey anlamına geliyor lütfen yanlış algılanmasın. Tükürmesinin anlamını henüz bulamadık bulunca inşallah onu da açıklayacağım.

Fenerbahçe’de Emre ve Lugano’nun yokluğunu dolduracak bir ismin bulunması keyif verici, aksi halde derbiler Galatasaray taraftarının kareografi denemeleri ve küfürsüz tezahüratıyla çekilmez. Toplum olarak maçı renklendirecek hareketlere ihtiyacımız var.

Aykut Kocaman’ın son açıklamalarında demek istediğini ve Fatih Terim’in kötü oyun muhabbetine sinirlenmesini bende anlayamadım ama olsa olsa bu işin altında ya cemaatin ya Mayaların parmağı vardır.

Medya’nın bu mayadan sonra ya tutarsa niyetiyle neye saldıracağı bilinmez. Mayadan korksaydık yoğurt yemezdik vesselam..

Sevgilerimle..

Ahmet Sadi

http://spor.internethaber.com/yazi/ahmet-sadi-istek/2984/bu-derbinin-mayasi-bozuk.html

 

Tutsak

 
 
Biz çilesini çekmeye geldik
Sefası bizden uzak
Asırlar oldu kurulalı
Bize bu hain tuzak…
 
Aşk değil bu esaret
Ne yapsakta kurtulsak
Perişan tüm aşıklar
Bi görsen nasıl tutsak…
 
Aşk yazın ortasında ayaz
Güneşe hasret mevsim
kalp kalbi göremiyor
Işığı yok bu şehrin…
 
Oktay Makar

Arena Meydan Muharebesi

 

Hava soğuk, ortam gergin, atmosfer sıcak. Yedekleriyle kendisinden çok daha güçsüz bir takıma yenilen aslan, zihnini meşgul eden ezeli rakibine karşı moralsiz hazırlanıyor. Diğer tarafta ise iç sorunlarını bir türlü temizleyemeyen Fenerbahçe var.

İlk yarıyı kimin lider kapatacağının az çok belli olacağı bu karşılaşmadan önce medyanın üstün başarıları sonucu Aykut Kocaman ve Fatih Terim atışmalarıyla gerginlik hat safhaya yerleşti. Geçtiğimiz sezon federasyon tarafından bozulan huzur bu kez medyanın iki takım hocasını farklı yönde yönlendirmesiyle yine nüksetmiş gözüküyor.

Derbi karşılaşmalarının nasıl sonuçlanacağının önceden kestirilmeyeceği aşikâr ancak oyunda daha çok kimin ağırlık koyacağını kestirebilmek mümkün. Galatasaray’ın puan farkını korumak, Fenerbahçe’nin de puan farkını açmak istememesinden dolayı iki tarafında oyuna kontrollü başlayacağına inanıyorum.

Fenerbahçe’nin deplasmanda en güveneceği yönü hiç şüphesiz savunması. Kaleci Volkan’ın, sakat ve oynayıp oynamayacağı tam belli olmayan Muslera’ya göre daha formda olduğunu göz ardı etmemek gerekir.

Galatasaray’ın açık futbol oynayan takımlara karşı gol ve goller attığı, izleyicilere de güzel futbol seyri verdiği düşünülürse, Fenerbahçe’nin savunma ağırlıklı maça çıkması Galatasaray’ın aleyhine olur. Özellikle bu sezon Galatasaray’ın puan kaybettiği tüm karşılaşmalarda rakiplerce tam saha defans yapıldığı Aykut hoca tarafından da bilinmekte.

Orta saha mücadelesinde Galatasaray’ın üstünlüğü ön plana çıkıyor. Orta alanı kalabalık tutsa da Alex ve Stoch olmadan Galatasaray’ın çabuk orta sahasını durduracak orta saha yükünü sırtlayacak, belki de oyunun kaderini etkileyecek isimler Krasic ve Caner. Aykut hocanın Bu ikiliden başka Selçuk Şahin’den aynı performansı beklemesi şaşkınlık olur.

Galatasaray’da kart görmeye meyilli oyuncu sayısı konuk ekibe oranla çok daha fazla. Sarı Lacivertlilerin saha içinde ortamı gerginleştirmeleri faydalarına olur. Zira taraftarın da etkisiyle çok renkli kartlara şahit olabiliriz.

Ev sahibi ekipte en güven veren bölümün hücum hattı olması maçın çok daha renkli geçebileceğinin sinyallerini veriyor. Avrupa’da adından söz ettirmeye başlayan Burak Yılmaz ile ligde güven veren Umut Bulut Galatasaray’ın en etkili isimleri. Onlar olmadan Türkiye kupasında dahi kazanamamaları ve bununla birlikte Elmander’in eski formundan uzak görüntüsü forvette bu iki ismi öncelik olarak sunuyor.

Deplasmanda tek forvet oynayacağına inandığım Fenerbahçe’de Sow rakibe en fazla tehlikeli görünen isim. Ligde gol oranı çok fazla olmayan konuk takımın defans yaparak puan alabileceğini tekrar hatırlatmakta fayda var.

İbre daha çok Galatasaray yönünde gözüküyor. İlk başta da dediğim gibi Ne Galatasaray Türkiye kupasındaki hezimeti bu maçta hatırlar, ne de Fenerbahçe iç çalkantılarını sahaya yansıtır.

90 dakika boyunca psikolojik baskıyı kaldıran ve soğukkanlı olan ekip zaferle ayrılır.

Galatasaray, Fenerbahçe karşılaşmaları heyecanı çok yüksek, gergin ve etkisi uzun süren mücadelelerdir. İki ebedi dost ezeli rakibin Arena meydan muharebesinde dostça mücadele etmesini dilerim.

Sevgilerimle..

Ahmet Sadi

 

 http://spor.internethaber.com/yazi/ahmet-sadi-istek/2961/arena-meydan-muharebesi.html 

http://spor.internethaber.com

www.edebiyatiklimi.com

https://twitter.com/ahmetsadi_

Sonsuzbahar

 
 
Ya var ya da yok,ikisinden biri
Yok diyene kim getirmiş haberi?

Var der Hak,Resul,Nebiler,Veliler
Hepsi ahiretten haber verirler.

İnanırsın birşey dese deliler
Birkaç değil binlercedir deliller.

Hem kışın arkası nasıl bahardır
Geceden sonra gelen de nehardır.

İnsan tohumu girince toprağa
Kuru kemikler dönüşür yaprağa.

Burada yerini bulmuyor adalet
Orada hak yerine gelir elbet.

Dünya ukbaya göre pasaklıdır
Bura gölge asıl orda saklıdır.

Çocuk;cennet kuşu oldu der ölen
Bekler onları orada bir şölen.

Gençlerin fıtratında var taşkınlık
Ahiret fikriyle etmez şaşkınlık.

Sonsuz cennet fikri teselli eder
İhtiyarlarda kalmaz gam ve keder.

Hüzün yok bize bundan gayrı güzün
Haz vermeye başladı artık hazan.

Leyl değil bundan sonra hep nehardır
Bu son sonbahar,şu sonsuzbahardır.

 
Akif Cemil

Sahiden Bitti Mi Herşey

 
 
Onsuz olmaz demiştim
Olur dedi gitti
Onsuzluğa terketti
Farkında değildi hayatımı mahvetti
Savurdu attı beni ayrılığın yeli…
 
Özledim, yokmu yapacağın birşey
O kadar mı vahim durum
Sahiden bitti mi herşey
Dur söyleme nolur dur
Seninle yaşlanmaktı istediğim tekşey…
 
Oktay Makar

Yalnızdım

 
Ben bir cümledeki olumsuzluk ön eki
Dokunduğum kelimenin düşmanıyım
Hiçbir mevsim açmaz yapraklarım
Dört mevsim sonbaharım ben…
 
Susmama sebep olan sözler biriktirdim
Dudağıma varmadan kalbimde kirlendi
En güzel yıllarımı aşka emanet ettim
Nedense bir daha geri vermedi…
 
Gitsem yalnızım, kalsam yalnızım
Kara haber yakındır bu yerden
Yansam yalnızım, sönsem yalnızım
Bu hayat anlamıyor halden…