7.4 Şiddetinde Aşk

706312_385627718190545_1154992085_o

Ama özellikle gözlerine bakmıyordu, çünkü onu ağlarken hiç görmemişti, bu titreyen sesinin göz damlasına neden olmasına şahit olmak istemiyordu. İstemiyordu ama kendisi için değil, beyinin gözyaşlarından utanmasını istemiyordu.

“Bir ara bencilce şunu bile düşündüm hanım. Ben babası olarak; bebekken cefasını çekmişim, gazı ile bezi ile uğraşmışım, hastalanınca doktorlara koşuşturmuşum, uykusuz kaldığında onunla beraber uyumamışım, okula göndermişim, bilgim yettiğince derslerinde yardım etmişim, ne dediyse ne istediyse karşılamaya çalışmışım, bu yaşına getirmişim. Bir fiske vurmamışım, bir tarafı ağrıdığında sanki bedenlerimiz bağlıymış gibi içimde sızısını hissetmişim. Kim olursa olsun, benim için ‘elin herifi’ sayılan birisi gelsin kızımı benden istesin. Alsın götürsün gözümün önünden. Ben nereden bileceğim kızımın istediklerini yapacağını, nereden bileceğim incitmekten sakınacağını, nereden bileceğim ona iyi bir koca olacağını, nereden hanım söyle bana, nerden bileceğim…” derken artık gözleri yaşarmıştı, saklama gereği duymuyordu bu hüzün şiddeti artan konuşmanın gözlerine gök gürültüsü etkisini. Göz pınarlarından sağanak şeklinde gelen yaşlar bulaşıcıymışçasına Gülseren’in gözlerine sirayet etmişti. Bu kadar mı zordu kız evladın kendilerinden istenmesi, evliliğe onay verilmesi, hele hele evden, elden gitmesi? Bu kadar mı zordu kız evlat sahibi olmak, cefasını çekip sefasına yardımcı olamamak? Bu kadar mı zordu bunları dile getirmek, sonrasında kuş misali uçup gideceği günü beklemek? Evet, her ikisi de kabul ediyordu, bu kadar zordu. Zordu, ama ya bu sefer ya başka sefer mutlaka karşılarına çıkacaktı bu durum.

…..

(Sayfa 14 – 15)