Terketmedik Günahları

En_Guzel_Lale

Söylemek vardı bildiklerimizi
Lakin susmak icap etti
Ağlamak gerekti hıçkıra hıçkıra
Duygularımız bizi terketti

Bilemedik azizim
Gerçek sandık masalları
Ağır geldi bize bu yük
Aşamadık yalanları

Gülemedik azizim
Bitmez sandık sevdaları
Geldi geçti fani ömür
Terketmedik günahları …

Oktay Makar

Edep Ya Hu!

4

Ramazan ayı ile birlikte ülkemizde yumuşama ve hoş görü hakim olmaya başlamıştı. Diren kelimesinde direnen vatandaşlar bile bu ayda insafa gelmişlerdi. Taksim’de çalışmış ve o bölgeyi iyi tanıyan ve aynı oranda çok seven birisi olarak yolum sık sık İstanbul’un bu güzide ve tarihi mekanına uğruyor.

Ramazan ayı itibariyle bu uğramaların ilkinde şaşkınlığımı gizleyemedim. Ramazan’ın kutsallığını kavrayamamış en azından kavramaya dahi adım atmamış insanların, İhsan Eliaçık örneğinde olduğu gibi geçmişte de Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı gibi piyonların gölgesinde kalarak kendilerince gösteri yapmaları son derece rahatsız edici.

Abdestsiz ve bayanlarla aynı safta, kollarını bile bağlamayı bilmeyerek namaz kıldınız, kandili simit dağıtmaktan ibaret sayıp kutsal gecelerimizi ideolojinizin pençesinde propagandaya dönüştürdünüz, Mis ve İmam Adnan sokak başta olmak üzere oruç tutmadan -ki bizzat şahidim- yer yer içkili iftar açtınız. Hatta İftardan yarım saat sonra içki masalarınızı yollara dizdiniz, Sizin düşüncenize uymayan insanları size hiçbir saldırı yokken; “Bidon Kafalı”, “Göbeğini kaşıyan adam”, “Badem iq” yada “koyun” ilan ettiniz, inanan insanların her hususi dünyasına el attınız. Gerçekten siz çok ileri gittiniz..

Bunun üzerine çoğunluk olan inanan insanlar, eylemcilerin hangi inanç, hangi düşünce ve hangi ideolojisiyle uğraştılar dersiniz. Hiç!

Hisseli harikalar kumpanyası gibi çal çal oyna bir senaryo ile inanan insanlara tahrik yapılmakta. Allah’a hamd olsun bunca provokasyona karşı sükunetle yaklaşan büyük bir çoğunluk hakim. Ülke çoğunluğunun sükûnetle yaklaşması karşı tarafı iyice deliye döndürmüş olacak ki, eylemlerinin boşa gittiğini anlayan illegal gruplar bu durumdan çok daha fazla rahatsız oldu.

Ramazan ayının ilahi gücüne rağmen bazı gereksiz cümleler de beklentileri karşılarcasına ağızdan düşüveriyor. TRT’nin iftar saatlerinde yayınlanan ramazan programında, açlığında vermiş olduğu etkiden olsa gerek Ömer Tuğrul İnançer, yiyeceğini bekleyen akbabalara istediğini vermiş oldu.

Gereksiz ve yerinde olmayan bir açıklama ile İnançer , adap ve edep ile ilgili görüşlerini belirtmiş, sosyal medyada abartıldığının aksine edepli olunması yönünde fikirlerini dile getirmiştir. Fikirlerini derken bu hususun altını çizmek isterim. Zira akbabalar bu ziyafeti öyle bir hale getirdiler ki, taş yine inanan insanlara atıldı. Yine yobazlık, yine gericilik ve yine aynı aheste şarkının bayatlamış notalarına başvuruldu.

İslamiyet’in kadına biçtiği şeref ve değer adına saatlerce yazı yazabilirim ancak medeniyeti soyunmakta bulan çok ilerici vatandaşlarımız, Ramazan ayına hürmet göstermeyip aksine neredeyse hiç giyinmeden sokaklara çıkıyor. Giydiği elbise, giymediği elbiseye oranla çok daha az olan bu kesim, giydiğinde de bantlanmışçasına kendilerini yapıştırarak teşhircilik yapmakta. Bu olay inanan insanlara karşı edepsizlik değil mi?

Hani her ramazan ayının başlangıcında, oruç tutanlar tutmayanlara saygı duysun ibaresi geçmekte ve cımbızla çekilen bir olayla, her ramazan; “Gördünüz mü?  Bakın saygı duymuyorlar!”  şeklinde de çeşitli bahanelerle de yorumlanmaktaydı.

Geçen yıl şort giyen bayana hakaret eden adam, bu yılda gündem hamileler oldu.  Siz oruç tutanlardan saygı görmeyi isterken hangi alanda onlara saygı gösterdiğinizi sorabilir miyim? İsteyen oruç tutar isteyen tutmaz farklı anlamlar çıkartmayalım. Onlara inançları ölçüsünde ne denli saygı gösterdiniz?

Mübarek günde çırıl çıplak dolaşarak mı?, Otobüs, Metrobüs duraklarında sigara ve su içerek mi? Müslümanlara saygı göstererek mi? Aksine inanan insanların inançlarıyla dalga geçerek daha da küçülüyorsunuz. Küçülmekle kalmayıp her yıl yeni bir vaveyla ile ağlamaya başlıyorsunuz.

Biraz daha saygı, biraz daha tahammül.. Edep Ya Hu!..

Ahmet Sadi

http://turkish-dailynews.com

 

Pus

reefbl9

 

Sormadım yazımı kim kışa çevirdi
Neden ben durmadan ağlıyorum
Hani mutluluktu aşk denen illet
Neden bu acıları ona bağlıyorum

Onu daha çok sevdi
Ağlama kalbim sus
İlk yazın değil bu
Susuz uykusuz

O da sevdi belliki
Kavuşsun sevdiğine
Rengi kara bu aşkın
Görüntüsü pus…

  Oktay Makar

Öyle Demiştin

hk2

Yalan yalan
Ben unutanlardan olmadım hiçbir zaman
Nice aşklar yetiştirdim gönül bağımda
Ağladım, dağıldım hatırladım her zaman

Yalan yalan
Gidenlerden olmadım ben hiçbir zaman
Paramparça aşklar büyüttüm
Kalanlardan oldum her zaman

Peki sen verdiğin hangi sözü tuttun
Seviyorum demiştin onu bile unuttun
Dalında bir goncaydım , öyle demiştin
Öyle demiştin ama tomurcukken kuruttun…

  Oktay makar

Süper Lige Doğru

images

Özlem sona eriyor. Süper ligin başlamasına sayılı günler kala, Avrupa’dan gelecek kararları bir yana bırakıp özlediğimiz futbola kavuşmayı bekliyoruz.

Hazırlık maçlarıyla lige hazırlanmaya çalışan ekiplerimiz enerji ve güç depolarken, futbola özlem duyan sporseverler bayram sonuyla birlikte süper lige kavuşmayı bekliyorlar.

Galatasaray ve Fenerbahçe şüphesiz şampiyonluğun en önemli favorileri. Özellikle Fenerbahçe kadro olarak daha sağlam gözüküyor. Ersun Yanal’ın Aykut Kocaman’a göre ofansif oyun anlayışı ve hücum yönlü savunma mantığı Fenerbahçe’nin takım uyumu yakalandığı takdirde çok can yakacağı manidar.

Güçlü kadrosuna Holmen, Bruno Alves, Kadlec ve Alper Potuk’u transfer ederken, ikinci Guiza vakası Bienvenu’yla da yollarını ayırdı. Kadroya girmekte zorlanan girdiğinde de Fenerbahçe’ye pek yararlı olduğu söylenemeyen Bienvenu’nun takımdan ayrılması yabancı kontenjanının açılması açısından çokta yararlı ve mantıklı oldu.

Dediğim gibi Fenerbahçe’nin Ersun hocayla şuan için yakalamış gözüktüğü uyum, sene içine de yansırsa lige keyif vereceği muhakkak bir de böyle bir sorunu olmayan, takımın sağladığı havayla hazırlanan ezeli rakip Galatasaray gerçeği var.

Fatih Terim’in önderliğinde şampiyon olan takımdan şu an için ayrılan kimse yok. Öyle muhteşem ve taraftarı heyecanlandıran da kimse gelmiş değil. Geleceği konusunda da ciddi tereddütler var. Şimdilik gündem Bayern Munich’in genç yıldızı Emre Can. Gelecek için iyi bir oyuncu olduğunda herkes hemfikir ancak kadroya katmak için konuşulan onca isimden sonra ne denli taraftarı memnun eder orasını zaman gösterecek.

Beşiktaş ise Slaven Bilic ile yeni bir hava yakalamak istiyor. Samet Aybaba’nın ligde bir ara beklenenin aksine takımı liderliğe oynatması Bilic’in zirveye yaklaştırabileceğinin kanıtıdır. Zira artık Feda dönemi bitti Ronaldinho transferi konuşulmaya başlandı. Gökhan Töre’nin takıma büyük ölçüde katkı yapacağını sezon içerisinde hepimiz göreceğiz.

Trabzonspor ise kendilerine oranla daha başarılı olan kardeş takım 1461 Trabzon’un teknik direktörü Mustafa Reşit Akçay ve parlayan dört oyuncusuyla Trabzonspor’a güç kattılar. Oynadığı her kulüpte futboldan çok yaşamıyla ses getiren Batuhan Karadeniz’in bu yeni ekipte de başarılı olacağını sanmıyorum. Başkanından kadrosuna kadar değişen Karadeniz ekibinin ne yapacağı belli değil. Rakip takımlar için tam bir karakutu.

Chelsea’nin Fransız yıldızı Malouda’nın taraftarı heyecanlandırdığı ve Karadeniz ekibinde lider bir görev alacağı düşünülürse ligimize güç katacağı muhakkak.

Federasyon’un daha önce yazdığım ve anlaşılması ilginç yabancı kontenjan kararından sonra sansasyonel transferine ara verilmesi gündeme gelmiş olmalı ki şampiyonluğa oynayan takımlarda gençlere yönelme söz konusu.

Takımlarımıza kısaca değinerek ilk haftanın gelmesini bekleyenlere sevgilerimle..

Ahmet Sadi

http://spor.internethaber.com/yazi/ahmet-sadi-istek/3330/super-lige-dogru.html

Korkuyorum Sonumdan

 

______k demeti

Kırdığın döktüğün ne varsa
Helal lan sana
Kalbim de dahil buna

Diktiğin söktüğün ne varsa
Hepsi odamda
Gel al lazımsa

Azıcık tadından azıcık tuzundan
Biraz umudundan, bahar yeli kokundan
Kolaysa solundan değilse yolundan
Gel kurtar beni yar korkuyorum sonumdan

Derken gitmek için bence çok erken
Aslını sorarsan gerekte yok zaten
Başka eller sana haramdır haram
Ben böyle için için, alev alev yanarken

 Oktay makar

Okurum Canına

isik-renkleri

Kalıbının adamı değilmişsin boşuna kasılmışsın
Aynaya hiç bakmadan kimlere asılmışsın
Duymayan kalmamış nerelerde basılmışsın
Seninle kıyaslanırsam sütten ak’ım ben

Hadi başla, dök eteğindeki taşları
Biraz yavaşla haddini aşma
Çizmeyi aşanı sevmezler güzelim
Hadi naşla, gözündeki yaşla
Fazla dolaşma buralarda
Bana bulaşma, daha bu yaşta
Okurum canına yazık olur…

  Oktay Makar

Bulalım Orta Yolu

22

Sahi var mı başka planların
Başıma örmediğin çorap kaldı mı
Er geç elinden kurtulacağım derken
Pes ettim işte kulağına vardı mı

Şimdi yaz hadi bana layık gördüğün sonu
Ziyadesiyle uzadı bu aslı olmayan konu
Yaz hadi durma layık gördüğün sonu
Ya da oturup konuşalım bulalım orta yolu…

Oktay Makar

Değerdi Bence

1

Daha bir hüzünlü sanki
acıtır oldu zaman
Hep seni hatırlatıyor
Gittiğim her mekan

Nefes aldığım her an
Her şarkı bana düşman
Her şiir ölüm fermanım
Sensin imzalayan

Ne yeminler etmiştik. nasıl unuttuk sence
Ne geceler oturup ağladık beraberce
Ne tutkulu bir aşka şahit oldu bu şehir
Beraber yaşlanmaya değerdi bence…

 Oktay Makar

 

Boynu Bükük Komutan

halidbin

Mübarek Ramazan ayının gelmesiyle birlikte dünyada Müslümanlara yapılan zulümde artarak devam ediyor.
Arkasına aldığı destekle kendi vatandaşına bile acımayan Esed, tarih namına hiçbir esere tahammül dahi edemiyor, Müslümanlara yapılan zulmü ise reva görüyor.
Halepte bulunan Hz Zekeriya Peygamber’in kabrinin tahrip edilmesinin ardından, kahraman komutan Halid bin Velid’in mezarı yine bu zalim tarafından bombanladı.

Zulümlerine aralıksız devam eden Esed, Mısır’ın durumunu da fırsat bilerek Sultan Abdulhamit tarafından yaptırılan Osmanlı mimarisi Halid bin Velid camiini Ramazan ayının ilk günüyle birlikte ağır şekilde bombaladı.

İnsanlığın iftihar tablosu Efendimiz Hz.Muhammed (S.A.V.) ile birlikte onun ailesi ve ashabı anılınca gönülden saygı duyan ve O’nun (S.A.V.) mirasına dahi saygıyla ehemmiyet veren bir toplum olarak maalesef bu olaya seyirci kaldık. En büyük tepkiyi gösteren ülkemizde dahi bu olay ufak haber olmaktan öteye gidemedi.

Medine’ye hicrette ev sahipliğini yapan Ebu Eyyup El-Ensari (Eyüp Sultan) hazretlerine vefakârlığımızı göstermek amacıyla sık sık ziyaret eden, mübarek gün ve gecelerde hınca hınç doldurup yüce Rabbimizden günahlarımıza af için elçi koyan ve adları anılınca saygıda kusur etmeyen bir millet olarak, o bölgenin hadimi Osmanlı ruhunu çokça arıyoruz.

Paranın saltanatına aldanan arap ülkeleri yada fakirlikle boğuşmaktan İslami coğrafyayı unutan garip Müslüman ülkeler tepkilerini dile getirmiyorlar.
Paçavra haline dönmüş ve her birisi ya saltanatın yada iç huzursuzlukların peşine düşmüş, Müslümanlığı yaşamaktan bihaber İslam Coğrafyası, tahrik etmelerine rağmen yumruğunu masaya vuramıyor.

O halid bin Velid ki;

Uhut savaşı dahil komutan olduğu hiçbir savaşta kaybetmemiş,  yüze yakın savaşa katılmış ve sadece İslam tarihinin değil yeryüzünün görmüş olduğu en büyük  kumandanlardan biriydi.

Mute savaşında komutası altındaki üç bin kişi, Heraklius’un yüz bin kişilik ordusunu bozguna uğratmış, bu başarıdan ötürü Peygamber efendimiz (S.A.V.) Allahın kılıcı manasına gelen Seyfullah lakabı ile onurlandırmıştır.

Öldüğü zaman vücudunda para kadar yara almadık bir yer kalmayan ve zamanın en büyük iki imparatorluğundan biri olan Persleri yumruğuyla bozguna uğratan bu zat, şuan boynu bükük İslam âleminin durumunu izliyor.

Analar senin gibisini doğuramadı, İslam’ın şahlanışı ve yayılışında tarih yazan sen ve senin gibi kutlu sahabelere layık olamayan bizler gözlerimiz yollarda yine seni solukluyoruz.
Kabrinin başında bulunan kılıcını alıp tekrar dağılan İslam Ordularını birleştirmeni ve ağlayan insanlığın yüzünü güldürmeni bekliyoruz..

Ahmet Sadi