Futbolda El İşi Oyası

İçerik

Pazartesi akşamı Beşiktaş ile Torku Konya karşılaşmasını izlemeye çalıştım. Çalıştım diyorum zira uğultu ve her kafadan çıkan ses futbol keyfi namına hiç bir şey vermedi bana. On dakika arayla kanallar arası zaping ile sadece skoru takip etmekle yetindim.

Bir ara çeşitli çözümler aramadı değilim. Televizyonun sesini tamamen kıstım maç ruhsuzlaştı, açtım bu kez de zehir oldu.

Eminim benim gibi televizyon başında takımının cezalı maçları seyreden hiçbir futbolsever de bu durumdan memnun değildir. Olayı cinsiyet ayrımı olarak algılamayın sakın. Ama illa da kadınlara futbolu sevdirmeye çalışmakta neyin nesi?

Adeta federasyon; ”Bakın karşılaşmada olay çıkartırsanız, taraftarlarınızı sadece bayanlardan yapar ve sizin futbol keyfinize tükürürüm diyordu” Evet karar etkili gibi görünse de ceza futbol seyircisi gerçekten için çok ama çok ağır.  

Kadınlara ve çocuklara futbolu sevdirmenin bize ne fayda sağlayacağı da ayrıca tartışılır bir konu. Futbolun bir erkek oyunu olduğuna inanıp onu olduğu gibi bırakmanın daha faydalı olacağını düşünenlerdenim. Erkeklerin meşru tek eğlencesi futbol var onu da Allah rızası için olduğu gibi bırakın.

Erkek taraftarların stadyumlarda küfürlü konuşmaları şüphesiz hiç hoş değil, peki ya kadınların kötü tezahürat yapmalarına ne diyeceksiniz? Küfür ediyor diye ceza yiyen erkeklere, küfür ettiği için ceza yiyen bayanlar eklenirse bir sonraki karşılaşmaya taraftar olarak bitkiler mi gidecek. Hadi buyurun denklem sorusuna…

Küfürsüz bir stadyum görmek ve futbolun yüzünü yumuşatmak isteyenler; kadınların, erkekleri hiçte aratmayacak derece kötü sözler sarfetmesini nasıl izliyor gerçekten merak ediyorum. Hiç utanmadan sıkılmadan aleni pankart taşıyanlar, el hareketleri vs.

Kötü tezahüratın önüne geçemeyen veya geçmek istemeyen kulüp yöneticileri bu uygulamadan umarım memnunlardır. Saf dimağları çok fazla bulandırmadan kötü söz sahibinindir kuralınca bu konuyu rafa kaldıralım.

Ayrıca kadınların stadyumda ücretsiz maç izlemesini sağlamak ideolojik ve yanlış bir karardır.  Unutulmamalı ki kadınlara pozitif/negatif ayrımcılığın yapılması yine kendilerini fazlaca rencide etmekte. Konuyla ilgili görüştüğüm ismini belirtmek istemeyen bayan taraftarlar; A.Ç. , S. E. ve X.Y eşit olmalarına rağmen bu uygulamalarla erkeklerin gerisinde kaldıkları düşünüyorlarmış.

Erkeklerin ceza olarak stadyumlara giremeyip, bayan taraftarların maçlara alınması demek, kadınların bir hususta daha erkeklerin gerisinde kaldığını vurgulayıp bayanların onurunu ve gururunu düşürmek demektir. Farzedelim, kadınların cezalı olup erkeklerin alındığı bir voleybol müsabakası erkekleri rencide etmekten öteye geçemezdi. Gerçi ben hiçbir Volaybol mücadelesine gitmezdim ama bunun konumuzla alakası yok.

Efendim, kadın taraftarlar stadyumlara gitmesin mi? Elbette ki gelmesini isterim konu iyi aydınlansın. Yalnız bunu sert uygulamalar veya ceza unsuru olarak kullanmak saçmalıktır.

Daha da irdeleyecek olursak, karşılaşma daha başlamadan aynı takım taraftarı bayanlar öncelikle oturacakları yer konusunda birbirleriyle münakaşaya giriyorlar. Gruplaşmalar veya stadyumu altın gününe çevirenler çoğunlukta.

Çoğu gelenin takımında oynayan oyuncuların adını tanıdığı da şüpheli. Evde eşine futbol izletmeyen bayanların çarşıya çıkacağımıza maça gelelim münasebeti futboldan tiksindirmiş durumda. Birbirlerini çekiştirmekte bonus.

Edilen hadsiz küfürden az önce bahsetmiştik bununla beraber küfür etmeyenlerin dizi izlemeleri, maç sonunda skordan haberdar olmamaları veya el işi yapmaları da futbolu yeteri kadar iğrençleştirmekte.

Spor programlarında kadınların kullanılmasıyla başlayan futbolu erkeklerin egemenliğinden alma çabaları, ceza olarak kadın taraftarların maça getirilmesiyle tavan yaptı. Komplo teorisi gibi görenler, spor haberlerini sunan bayan sayısına dikkat etsin. Erkeklerin televizyonda futbol üzerine yaptığı sadece kahvehane muhabbetleri.

Elbette futbolu seven, futboldan en az benim kadar anlayan kadın taraftarlar var. Sözlerime onları kastetmediğimi hatırlatarak, sürçü lisan ettiysek affola diyorum.

Son olarak, keşke Beşiktaşlı taraftarlar Galatasaray maçında olay çıkartmasaydı da adam akıllı maç izleseydik.

Sevgilerimle..

Ahmet Sadi

www.internetspor.com

Dershane Çıkmazı

kmarasli_turkiye_birincisi_dogan_basarimin_arkasinda_dershane_var_h3967

Gündemden düşmeyen dershanelerin dönüştürülmesi/kapatılması hususunda özellikle Sayın Bakan, taslağın ilk duyurulduğu andan itibaren her gün bambaşka bir yorumla çıktı vatandaşın karşısına. İlk açıklama yalanlayıcı bir şekilde resmi dilden, çok sert ve netti.

Daha sonra televizyon kanallarında gördük kendisini, bir önce yalanladığı tasarıyı farklı bir şekilde yorumladı izleyenlere. Daha sonra farklı, daha sonra farklı..

Haliyle toplumun hemen herkesimin de yanlış bilgilendirilmeler mevcut oldu. Kimse dönüşümün nasıl olacağını ve müeyyide kısmını tam anlaşılabilmiş değil. Vatandaş ne olup bittiğini anlamaya çalışırken hükümet sözcüsü ve Başbakan yardımcısı Bülent Arınç, bakanlar kurulunun ardından o bildiğiniz yumuşatıcı tavrıyla içinizi serin tutunuz diyerek konuya farklı bir boyut getirdi. Var mı? yok mu? Derken Başbakan bir televizyon kanalında “Karar Alındı” şeklinde son noktayı koydu.

Sayın Başbakan açıklamalarında “Rant”, “Karşı Taraf” gibi üzücü ve olumsuz birkaç kelime kullandı. Bu terimleri, karara karşı çıkanların duruşu ve tavrı olarak algıladı herkes. Üzücüydü.

Benim bir kardeşim Afrika’da, bir kardeşim Orta Asya’da hizmet ediyor. Üçümüz arasındaki uzaklık binlerce kilometreyle ancak ifade edilebilir. İkisi de kısıtlı imkanlara rağmen tek bir sevda için yurdunu yuvasını terk etti. Ve ikisinin ortak özelliği tüm eşyalarını satmak ve tek gidişlik bir uçak bileti almak oldu.

Yurt dışında yine aynı sevda ile gidenler benzer duygu içerisine girdiler. Hatta kimisi ruhunu hakka orada teslim etti. Şimdi onların arkasından denilebilecek “Rant” sözcüğü ne derece isabetlidir bilemiyorum.

Sayın Başbakan yine aynı televizyon kanalında elinde birkaç gazete ile dershanelerin kapatılmasını savundu. Bir dönem gazete kupürleriyle partisinin kapatılmasına çalışıldığını ve bu kapatılmaya karşı Zaman gazetesinin tavrını, duruşunu ve attığı manşetleri unuttuğu gibi.

Başbakan, dershane borcu yüzünden intihar eden genci ekranlarda gösterip, dershanelerin kapatılması gerektiğini farklı bir dille savundu. Ama hiç kredi, kredi kartı veya banka borcu yüzünden intihar eden insanlardan ve bu sebeple bankaların kapatılması gerektiğinden bahsetmedi.

Halkın himmetiyle açılan kurumların yöneticileri haklarını demokratik yollardan savunduğunda adları kara propagandaya dönüştü. Kapatma veya dönüştürme taslağı çıktığından beri, eğitim kurumu sahipleri ve bu kurumları savunanlar sokakları ateşe verdiler mi? Molotof kokteyleri atıp huzuru bozmaya yöneldiler mi? Asla. Herkes medeni ölçüde demokratik itiraz etme hakkını kullandı. Saygı çerçevesinde ve üslubunu bozmadan.

Ünlü bir internet sitesi sahibi, sanal gazeteci; Neden hala kışkırtıyorsunuz diye kendince çıkışmış. Aynı soruyu ben kendisine sorayım? Başbakan bir hafta sonra, tüm haber siteleri kapatılacak diye bir karar alsa, onları yazılı basına dönüştüreceğiz deyip, bu adı geçen haber siteleri yazılı basına dönüşecek ve her biri matbaa açacak kararım kesindir tavrında eklese, aynı mı civanmert sanal gazetecinin tavrı nasıl olurdu?

Dönüşme kavramında şahsen benimde anlayamadığım ve merak içerisinde takip ettiğim birkaç soru mevcut:

Anayasa hakkında atılmış somut bir adım yokken, dershaneler hakkında köklü adım atmanın zamanı mıdır?

Bakırköy’ün merkezinde bulunan dershane, Kurtköy veya Arnavutköy’e okul şeklinde dönüştürülmeye çalışıldığında, dershane sahibi maddi olarak hüsrana uğramış olmayacak mı?

Son on bir yılda beş tane bakan değiştiren hükümetimiz her seferinde eğitim sistemini komple değiştirmiş olmadı mı? Ortalama iki yılda bir görev değiştiren Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencileri gün geçtikçe sınavla adeta bütünleştirmedi mi?

8.Sınıf öğrencisi yeğenim bu yıl sınavlar yüzünden depresyona girmiş durumda. Gerek ders takviyesi, gerekse de rehberlik yardımı sağlayan dershanelerin kaldırılması sınavla bütünleşmiş öğrencilerin geleceğini karartmış olmaz mı?

Hafta içi mezun 600 bin öğrenci sınava müzik kurslarında mı hazırlanacak?

Geri kalan soruları Zaman Gazetesi, 25 Kasım tarihinde ayrı bir ekle yayınladı.

Dip not: Sayın Bakan Avcı, son açıklamasında Etüt Merkezlerinin kapatılması ibaresinin bilgisayar programı Word’de kopyala yapıştır yaparken sisteme hatayla kaydedildiğini savundu. Gülelim mi ağlayalım mı bilemedim.

Sevgilerimle..

 

Ahmet Sadi 

www.edebiyatiklimi.com