Aci (mi) hayat

56209

 

 

Aci (mi) hayat

Bana gercek acinin tanimini yapabilir misin? Hayat algilardan ibaret. Herkes baskalarinin acisini kendi tecrubelerini baz alarak tartar. Elitist bir yaklasimla duygulara amborga koyabilecegini sanip duygulari dahi tartmaya calisan egitimli bir kitle yetisiyor. Oysa butun acilar saygiyi hak ediyordu. Herkesin aci esigi, aci sekli, aci hali, aci dayanikliligi farkli. Bana savas meydanina donmus bir sokakta kor bir kursunla yere dusen kucuk bir cocugun annesinin duydugu aciyi, oglunu sehrin karanlik cenderelerinde kaybetmis hayal kirikligi yasayan gozu yasli caresiz bir annenin duydugu aciyla karsilastirabilir misin? Hangisi gercek aci? Sahi nedir sizin herseyi bildiginiz gibi gercek aciyi da bildiginiz o kavram? Dogru, is aci cekmeye gelirse o aciyi cekmeyi de en iyi siz bilirsiniz… Biraz gecmise donup baksak aciyi buyuk ihtimal Yusuf’un Zuleyha’sinda, Eyyub’un sabir tasinda, Yunus’un mavinin gobegindeki sessizliginde, Isa’nin carmihinda, Musa’nin denizin ortasindan gecisi esnasinda donup arkaya bakisinda, Suleyman’in asasinda veya Huseyn’in su isteyen damaklarinda anlayabilirdik. Ya da bosverin anlayamazdik aslinda ne aciyi ne de acinin ciddilestirdigi yasami. Ciddiyetle ciddiyetsizlik arasindaki ince cizgi o kadar kalin ki aslinda her bakan baska goruyor ve yasamak istegi o kadar ciddiyet buluyor bakislarda. Zaten isin asli ne yasamakta ne de ciddiyette aslina bakarsan. Gunler gecip gidiyor ve hangi anin icinde yer alacagimiza hangisinde ne kadar var olacagimiza biz karar veremiyoruz. Cogumuz ani yasiyor onun icin ve hatta insanin dogasina uygun olan da tam olarak bu. Haaa insan demisken, duygusaldi degil mi bu yaratik? Evet evet mantikla duygulari arasinda gidip gelmek ve yasadigi her saniye yuzunde yeni bir maskeyle gezmek evrimini tamamlamis olgun bir insanin en iyi yaptigi ve yapmasi gereken sey olarak ogretilmisti her zaman. Cunku bu garip yasamda guc diye bir kavram mevcuttu, acilarin da kaynagi guclu olma hirsiydi aslinda ya neyse. Zaten hakka kimse bakmaz, aramizda kimin ezilecegine bu kavramin bize urettigi degere gore karar verirdik her zaman. Iste guce hukmedebilmek ve acilarimizla basa cikmak icin maskelerimiz bizi hayatta tutan en onemli uzvumuz oldu zamanla ve bir gun ayna karsisinda gulusumun ne kadar guzel ve etkileyici oldugunu farkettigim gundu herseyi degistiren. Ciddi yasamak diyorduk degil mi, maskelerin ciddiyetinde, bizi biz yapan ruhlarimizin sessiz cigliklarinin ciddiyetsizligiyle yasayanlardan olduguma isyanim var artik benim. Dur ya nerden cikti simdi bu isyan falan.. Aslinda sorun ve aci yoktu gozlerin onundeki perdenin arkasindaki hayata ciddi bakarsan. Eyyubu herkes terkederken, herkes derken catlayan tasini da koyuyorum bu kategoriye, o yuce insan Allah’im korkuyorum artik sana ibadetlerimi yerine getiremeyecek seviyeye geliyorum ciddiyetiyle ellerini aciyordu semaya.. Yunus en ciddi tovbe istigfarla goruyordu dogan gunesi tekrar.. ya Yusufa ne demeli, kor kuyudan Misir’in gozlerini acmaya yuruyusu hep ayni ciddiyetleydi. Hayat ciddi olunca acilari da ciddi oluyordu belki de.. Yasamak ciddi bir eylemdi ve bu ciddi eylem beraberinde acilari getirecekti. Aci demisken bu acilar da hep algisaldi degil mi, dunyanin bir bolgesinde bir aile belki de makineye bagli bir yakininin fisinin cekilmesi kararini vermek uzeredir belki de baska bir bolgede baska bir aile tum engelsizligiyle engelli bir dunyaya bir cocugun gelip gelmeyecegine karar vermek zorunda kaliyor olabilir. Dogru ya bizim guclu olmamiz lazim ve kim cocugunun gucsuzluguyle imtihan olmak ister ki? Aci dedigimizin algilardan ibaret oldugunu unutmamam gerektigini unutmamayi ne zaman ogrenecegim hic bilmiyorum. Dur ya maskeler vardi bir de biraktim onlari bir yerde. Aslinda firlatip atip sessizlik ormaninin en korkutucu kosesine birakasim var tum maskeleri ama kendi maskelerim disinda kimsenin maskesini yok edemiyorum ve maskesiz halimle insanlara gorununce yedigim tokatlari gecmisimde birakamiyorum. Son bir kac zamandir kendimi zihnimle beraber buzdolaplarina hapsettigim o karanlik anlarda, benim disimdaki her seyin golgelerden ibaret oldugunu anlamis olmam maskemi cikardigim zaman da yuzumun guler yuzlu, gozumun yedigim darbelerden yasli oldugunu ve bu yaslarin gucsuzluk alameti degil kirlenmis yuzlerimi temizlemeye yarayan asetonvari bir madde oldugunu farketmem son zamanlarin tek guzel gelismesi oldu. Acinin aslinda olmadigini farkettikten sonra hic bir zaman umidimi koltugumun altina alip gezmedim insan icinde.. Herhangi bir umide ihtiyacim olmadigini anlamam zaman aldi demek ki.. Belki de uzuldugumuz tek sey kendi urettigimiz ve baskasinin hep hor gorecegi acimizdir ve yalnizizdir, yalnizlik, sigara kulu kadar yalnizlik !!

 

Esved

Bayrak / Arif Nihat Asya

sehitler-icin-canli-bayrak-rekoru-kirilacak-1945706

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!

Arif Nihat Asya