Ne Haddime

ilkbahar-resmi_933277

 

Sen yar’dın, bahtiyardım
Gitmez sandım
Gittin
Ah nasıl yandım, nasıl yandım
Soğuktu hava üşüdüm
Yağmur yağıyordu ıslandım
Ve gün,geceye çevirmişti yüzünü
Ben yine
seni unutmaya çalışırken rastladım kendime
Sonra
Estağfurullah dedim, ne haddime…
Biliyordum yapamazdım zordu unutmak
Acıydı unutmak, gözyaşı doluydu
Ben seni güneşli bir günde kaybettim
Ve o, sıcak günlerimin en sonuydu..
  Oktay Makar

 

Olmuyor

2

 

Olmuyor..

Hic bir sey kolay olmuyor hayatta,
Benimkisi ise hicbir zaman kolay olmuyor.
Her gun bir yuk daha binerken sirtima
Tasisam olmuyor, biraksam olmuyor…

Beyhude akittigim goz yaslari,
Senden baska da yine silen olmuyor.
Gurbet ustune gurbet, yetsin derken bu cile
Gitsem olmuyor, kalsam olmuyor…

Ne hazin bir turkuymus ayrilik
Yerin baskasiyla da asla dolmuyor.
Neye el atsam sarar yarami diye
Merhem olmuyor, derman olmuyor…

Koskoca dunyanin icinde yalniz bir ben
Durmus bu koca gezegen asla donmuyor.
Kafesler icinde kalmis kararmis bir kalp
Tutsam olmuyor, salsam olmuyor…

Ondan gayri kime meyil ettiysem
Heyhat, zalim eliyle gonul ehli olmuyor.
Sucsuz insanlar zulume maruz kalirken
Aglasam olmuyor, gulsem olmuyor…

Ahmet Sadi

(Amerika notlari)

 

 

 

Anna

Mystic River Day Misty Creek Sun Natural Orange Smoky Cenar Fog Paysage Horizon Computer Cold Water Sunrays Sunrises Scene Photoshop Smoke Landscapes Cool Moss Photography Panorama Mystical Mirror Pond Multi Coloured Mist Sunny Beach Wallpaper In HD

 

Anna

Bir teror uluyor ruhumun karanliginda

Bir el uzaniyor; sari, soguk, sevimsiz ve sessiz

Cekip aliyor savunmasiz seni benden

Seni bilmenin olusturdugu girdapla ben

Kuculup kaybolan bir kayan yildiz gibi

Gecip gidiyorum hayatindan, parlak ve sessiz

Icimde sir dolu bir gece yolculugunun

Bana biraktigi dus dolu bir bosluk

Delik desik ruhumla bir basima

Sensizlik dolu koca bir sehirde

Yavasca buyuyorum..

 

Esved

Tercih

nature-767210_960_720

Hiç ret edenle hicret eden bir mi ki?
Hicret odağı altıyüzyirmiiki.

O günden bu güne göç devam ediyor
Bu günden o günlere selam gidiyor.

Hicrete yataklık eden Aliler
Âl-i Beyt’ ten doğuyor nice veliler.

Dirilmez zannetme bir daha hiç ölü
Göllere çevirir dilerse Hak çölü.

O,İkinin Biri’ne ‘mahzun olma!’ der
O mağara ki davaya rahm-i mâder.

Evet her zaman inananladır Allah
Bunun en büyük şahidi Rasulullah.

Güvenlik görevlisi olur güvercin
Bulamaz onları ne insan ne bir cin.

Görülmez bir tarzda perde örümcek
Allah dilerse Onlar görünmeyecek.

Kâinat Nûruna Ensar açtı kucak
Muhacirin sığınağı kutlu bucak.

Mimlendi artık bak deniyyet mimlendi
Gerçek medeniyyet Yesrib’de çimlendi

 

Akif Cemil

 

 

 

Yani N’olmus

526x297-nbu

 

Çaktırmadan ben, giderken sen
Yüzüne baktım, dedim çok erken
Ama içimden,

Duymadın, duysaydın da giderdin zaten

Gidenin önünde dağlar mı durmuş
Hangi giden giderken kime sormuş
Sende gidecektin, bitti diyecektin
Bunları bile bile sevdim yani n’olmuş…

 Oktay Makar

Aci (mi) hayat

56209

 

 

Aci (mi) hayat

Bana gercek acinin tanimini yapabilir misin? Hayat algilardan ibaret. Herkes baskalarinin acisini kendi tecrubelerini baz alarak tartar. Elitist bir yaklasimla duygulara amborga koyabilecegini sanip duygulari dahi tartmaya calisan egitimli bir kitle yetisiyor. Oysa butun acilar saygiyi hak ediyordu. Herkesin aci esigi, aci sekli, aci hali, aci dayanikliligi farkli. Bana savas meydanina donmus bir sokakta kor bir kursunla yere dusen kucuk bir cocugun annesinin duydugu aciyi, oglunu sehrin karanlik cenderelerinde kaybetmis hayal kirikligi yasayan gozu yasli caresiz bir annenin duydugu aciyla karsilastirabilir misin? Hangisi gercek aci? Sahi nedir sizin herseyi bildiginiz gibi gercek aciyi da bildiginiz o kavram? Dogru, is aci cekmeye gelirse o aciyi cekmeyi de en iyi siz bilirsiniz… Biraz gecmise donup baksak aciyi buyuk ihtimal Yusuf’un Zuleyha’sinda, Eyyub’un sabir tasinda, Yunus’un mavinin gobegindeki sessizliginde, Isa’nin carmihinda, Musa’nin denizin ortasindan gecisi esnasinda donup arkaya bakisinda, Suleyman’in asasinda veya Huseyn’in su isteyen damaklarinda anlayabilirdik. Ya da bosverin anlayamazdik aslinda ne aciyi ne de acinin ciddilestirdigi yasami. Ciddiyetle ciddiyetsizlik arasindaki ince cizgi o kadar kalin ki aslinda her bakan baska goruyor ve yasamak istegi o kadar ciddiyet buluyor bakislarda. Zaten isin asli ne yasamakta ne de ciddiyette aslina bakarsan. Gunler gecip gidiyor ve hangi anin icinde yer alacagimiza hangisinde ne kadar var olacagimiza biz karar veremiyoruz. Cogumuz ani yasiyor onun icin ve hatta insanin dogasina uygun olan da tam olarak bu. Haaa insan demisken, duygusaldi degil mi bu yaratik? Evet evet mantikla duygulari arasinda gidip gelmek ve yasadigi her saniye yuzunde yeni bir maskeyle gezmek evrimini tamamlamis olgun bir insanin en iyi yaptigi ve yapmasi gereken sey olarak ogretilmisti her zaman. Cunku bu garip yasamda guc diye bir kavram mevcuttu, acilarin da kaynagi guclu olma hirsiydi aslinda ya neyse. Zaten hakka kimse bakmaz, aramizda kimin ezilecegine bu kavramin bize urettigi degere gore karar verirdik her zaman. Iste guce hukmedebilmek ve acilarimizla basa cikmak icin maskelerimiz bizi hayatta tutan en onemli uzvumuz oldu zamanla ve bir gun ayna karsisinda gulusumun ne kadar guzel ve etkileyici oldugunu farkettigim gundu herseyi degistiren. Ciddi yasamak diyorduk degil mi, maskelerin ciddiyetinde, bizi biz yapan ruhlarimizin sessiz cigliklarinin ciddiyetsizligiyle yasayanlardan olduguma isyanim var artik benim. Dur ya nerden cikti simdi bu isyan falan.. Aslinda sorun ve aci yoktu gozlerin onundeki perdenin arkasindaki hayata ciddi bakarsan. Eyyubu herkes terkederken, herkes derken catlayan tasini da koyuyorum bu kategoriye, o yuce insan Allah’im korkuyorum artik sana ibadetlerimi yerine getiremeyecek seviyeye geliyorum ciddiyetiyle ellerini aciyordu semaya.. Yunus en ciddi tovbe istigfarla goruyordu dogan gunesi tekrar.. ya Yusufa ne demeli, kor kuyudan Misir’in gozlerini acmaya yuruyusu hep ayni ciddiyetleydi. Hayat ciddi olunca acilari da ciddi oluyordu belki de.. Yasamak ciddi bir eylemdi ve bu ciddi eylem beraberinde acilari getirecekti. Aci demisken bu acilar da hep algisaldi degil mi, dunyanin bir bolgesinde bir aile belki de makineye bagli bir yakininin fisinin cekilmesi kararini vermek uzeredir belki de baska bir bolgede baska bir aile tum engelsizligiyle engelli bir dunyaya bir cocugun gelip gelmeyecegine karar vermek zorunda kaliyor olabilir. Dogru ya bizim guclu olmamiz lazim ve kim cocugunun gucsuzluguyle imtihan olmak ister ki? Aci dedigimizin algilardan ibaret oldugunu unutmamam gerektigini unutmamayi ne zaman ogrenecegim hic bilmiyorum. Dur ya maskeler vardi bir de biraktim onlari bir yerde. Aslinda firlatip atip sessizlik ormaninin en korkutucu kosesine birakasim var tum maskeleri ama kendi maskelerim disinda kimsenin maskesini yok edemiyorum ve maskesiz halimle insanlara gorununce yedigim tokatlari gecmisimde birakamiyorum. Son bir kac zamandir kendimi zihnimle beraber buzdolaplarina hapsettigim o karanlik anlarda, benim disimdaki her seyin golgelerden ibaret oldugunu anlamis olmam maskemi cikardigim zaman da yuzumun guler yuzlu, gozumun yedigim darbelerden yasli oldugunu ve bu yaslarin gucsuzluk alameti degil kirlenmis yuzlerimi temizlemeye yarayan asetonvari bir madde oldugunu farketmem son zamanlarin tek guzel gelismesi oldu. Acinin aslinda olmadigini farkettikten sonra hic bir zaman umidimi koltugumun altina alip gezmedim insan icinde.. Herhangi bir umide ihtiyacim olmadigini anlamam zaman aldi demek ki.. Belki de uzuldugumuz tek sey kendi urettigimiz ve baskasinin hep hor gorecegi acimizdir ve yalnizizdir, yalnizlik, sigara kulu kadar yalnizlik !!

 

Esved

Bayrak / Arif Nihat Asya

sehitler-icin-canli-bayrak-rekoru-kirilacak-1945706

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!

Arif Nihat Asya

 

Yeterki Unuttum De

eyll
Neler yaşıyoruz neler
Neleri aşıyoruz
Dünyayı kuşatan ruhumuz
Unutmaya mı engel

Taşıdığımız yükler
Boyumuzdan büyükler
Kahrolası gururunu
Unutup da dön gel

Ne hata ettiysem söyle
Bi daha yapmam tövbe
Kılıçtan geçir beni
Ne kelle kalsın ne gövde

Yeter ki unuttum de…

  Oktay Makar

Küçük Kız

13d36ae25d15840a1cb8d6d6007c1198_1343985606

 

Hiç sevemedim çocukları..
Mizacım sert, yaptığım işten olsa gerek…
Anne ve babası trafik kazasında ölmüştü.
Ufaklık onu biliyor ya da anlıyorcasına ağlıyor, ağlıyor…
Susmak bilmedi bir türlü.
Sağa sola emrettim susturun şunu diye…
Aldırış etmeden memur arkadaşların benim hakkımda düşündüklerine..

Burada işimiz bitti, cenaze sonrası işlemler tamamlanmış gitme vakti gelmişti.
Bayan memurlardan birisi elinde bez bir bebekle çıkageldi. Oyuncağı, ağlayan kızın yorgunluktan düşmüş kollarına sıkı sıkıya sardı.
Afacan Susuverdi birden, tebessüm etti peşinden.
Yetim ve öksüz kaldığından habersiz tek derdi bebeği olmuştu…
O gülünce durumun vahametinden uzaklaşıp gülüverdi herkes. Sanki olay yerinde değil de, müsamere salonundaydık.
Bir bendim mutsuz…
O küçük kız gibi hayata aldırış etmemeyi ve onun kadar mutlu olabilmeyi isterdim..

 

Ahmet Sadi