Bayrak / Arif Nihat Asya

sehitler-icin-canli-bayrak-rekoru-kirilacak-1945706

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…
Gölgende bana da, bana da yer ver.
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:
Yurda ay yıldızının ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün
Kızıllığında ısındık;
Dağlardan çöllere düştüğümüz gün
Gölgene sığındık.

Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;
Barışın güvercini, savaşın kartalı
Yüksek yerlerde açan çiçeğim.
Senin altında doğdum.
Senin altında öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen!
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim!

Arif Nihat Asya

 

Gazel

166140673723757389_ess91h8o_f

 

Sâyesi düşmez yere bir böyle nahl-i Tûr’sun
Mihr-i âlem-gîrsin başdan ayağa nûrsun

Târik-ı gülzâr-ı âlem mâlik-i mülk-i adem
Münkirine mahz-ı mâtem mü’minîne sûrsun

Sensin ol şâh kim Süleymanlar kapunda mûrdur
On sekiz bin âleme hükmetmeğe me’mûrsun

El benim dâmen senin ey rahmeten li’l-âlemîn
Şöhretim isyân benim sen afv ile meşhûrsun

Pâdişâh-ı evvelin ü kıblegâh-ı âhirin
Evvel ü âhir imâmü’l-enbiyâ mezkûrsun

Yâ Resûlallah umarım diyesin rûz-i cezâ
Gerçi cürmüm çoktur ammâ, Itrî’ya mağfûrsun!..
Itrî Mustafa Çelebi (Buhûrizâde)

Aşk İklimi

kalbe-huzur-veren-resimler-11
Yokluğundan değil üşüyor olmam
Aşk iklimin böyle benim
Aşklarım olabildiğine sıcak
Yalnızlığım bir o kadar serin
Sahi senin de üşüyor mu ellerin

Bak korkuttu yine gece, güneşi
Ak gelinlik gerdanda kara izler bıraktı
Bitki örtüsü karanlık bu iklimin
Sevipte ayrılmamak sanki günahtı…

Tek kelime etmeden geçiyor zaman
Toprak kokusu, yağmur sırdaşım benim
Senden değil inan bak yemin ederim
Son durağı topraktır her bedenin
Sahi senin de susuyor mu dillerin…

  Oktay Makar

Hiç

indir

 

– Yûnus’un rûhuna –

Gönül Sen’i bulmuş ise,
Başkasını anar mı hiç!
Ateşine yanmış ise,
Başka nâra yanar mı hiç!

Sen’i bulanlar bulmuştur,
Akıp akıp durulmuştur,
Senin aşkınla dolmuştur;
Başkasıyla kanar mı hiç!

Var eden Sen’sin cihânı,
Varlığın canların cânı;
Bulanlar Sen’de ummânı,
Başka göle dalar mı hiç!

Adı her yanda okunan,
Sînede dertlere derman,
Gönülden Sana inanan,
Başkasın Rab sanar mı hiç!

Cemâline hayran kalan,
Muhabbet yolunda olan;
Peteğinde balın bulan,
Başka bala banar mı hiç!

Sen’i görüp Sen’i bilmiş,
Koşup koşup Sana ermiş,
Gelip Haremgâha girmiş,
Başkasını sorar mı hiç!

Kırık Mızrap

 

Terketmedik Günahları

En_Guzel_Lale

Söylemek vardı bildiklerimizi
Lakin susmak icap etti
Ağlamak gerekti hıçkıra hıçkıra
Duygularımız bizi terketti

Bilemedik azizim
Gerçek sandık masalları
Ağır geldi bize bu yük
Aşamadık yalanları

Gülemedik azizim
Bitmez sandık sevdaları
Geldi geçti fani ömür
Terketmedik günahları …

Oktay Makar

Süper Lige Doğru

images

Özlem sona eriyor. Süper ligin başlamasına sayılı günler kala, Avrupa’dan gelecek kararları bir yana bırakıp özlediğimiz futbola kavuşmayı bekliyoruz.

Hazırlık maçlarıyla lige hazırlanmaya çalışan ekiplerimiz enerji ve güç depolarken, futbola özlem duyan sporseverler bayram sonuyla birlikte süper lige kavuşmayı bekliyorlar.

Galatasaray ve Fenerbahçe şüphesiz şampiyonluğun en önemli favorileri. Özellikle Fenerbahçe kadro olarak daha sağlam gözüküyor. Ersun Yanal’ın Aykut Kocaman’a göre ofansif oyun anlayışı ve hücum yönlü savunma mantığı Fenerbahçe’nin takım uyumu yakalandığı takdirde çok can yakacağı manidar.

Güçlü kadrosuna Holmen, Bruno Alves, Kadlec ve Alper Potuk’u transfer ederken, ikinci Guiza vakası Bienvenu’yla da yollarını ayırdı. Kadroya girmekte zorlanan girdiğinde de Fenerbahçe’ye pek yararlı olduğu söylenemeyen Bienvenu’nun takımdan ayrılması yabancı kontenjanının açılması açısından çokta yararlı ve mantıklı oldu.

Dediğim gibi Fenerbahçe’nin Ersun hocayla şuan için yakalamış gözüktüğü uyum, sene içine de yansırsa lige keyif vereceği muhakkak bir de böyle bir sorunu olmayan, takımın sağladığı havayla hazırlanan ezeli rakip Galatasaray gerçeği var.

Fatih Terim’in önderliğinde şampiyon olan takımdan şu an için ayrılan kimse yok. Öyle muhteşem ve taraftarı heyecanlandıran da kimse gelmiş değil. Geleceği konusunda da ciddi tereddütler var. Şimdilik gündem Bayern Munich’in genç yıldızı Emre Can. Gelecek için iyi bir oyuncu olduğunda herkes hemfikir ancak kadroya katmak için konuşulan onca isimden sonra ne denli taraftarı memnun eder orasını zaman gösterecek.

Beşiktaş ise Slaven Bilic ile yeni bir hava yakalamak istiyor. Samet Aybaba’nın ligde bir ara beklenenin aksine takımı liderliğe oynatması Bilic’in zirveye yaklaştırabileceğinin kanıtıdır. Zira artık Feda dönemi bitti Ronaldinho transferi konuşulmaya başlandı. Gökhan Töre’nin takıma büyük ölçüde katkı yapacağını sezon içerisinde hepimiz göreceğiz.

Trabzonspor ise kendilerine oranla daha başarılı olan kardeş takım 1461 Trabzon’un teknik direktörü Mustafa Reşit Akçay ve parlayan dört oyuncusuyla Trabzonspor’a güç kattılar. Oynadığı her kulüpte futboldan çok yaşamıyla ses getiren Batuhan Karadeniz’in bu yeni ekipte de başarılı olacağını sanmıyorum. Başkanından kadrosuna kadar değişen Karadeniz ekibinin ne yapacağı belli değil. Rakip takımlar için tam bir karakutu.

Chelsea’nin Fransız yıldızı Malouda’nın taraftarı heyecanlandırdığı ve Karadeniz ekibinde lider bir görev alacağı düşünülürse ligimize güç katacağı muhakkak.

Federasyon’un daha önce yazdığım ve anlaşılması ilginç yabancı kontenjan kararından sonra sansasyonel transferine ara verilmesi gündeme gelmiş olmalı ki şampiyonluğa oynayan takımlarda gençlere yönelme söz konusu.

Takımlarımıza kısaca değinerek ilk haftanın gelmesini bekleyenlere sevgilerimle..

Ahmet Sadi

http://spor.internethaber.com/yazi/ahmet-sadi-istek/3330/super-lige-dogru.html

Ne Değişti? Neden Şimdi?

 

Uefa futbolda şike konusunu  tekrar gündeme getirdi.Maalesef yine şikede adı geçen ülke Türkiye Futbol Federasyonu, Fenerbahçe ve Beşiktaş. Kabus gibi bir sezonun arakasından nispeten daha sakin 2012-2013 sozonunu geçirdik.Sezonu kapattık  tüm takımlarımız önümüzdeki sezonun hazırlıklarına başladığı anda Uefa şike soruşturmasıI!

3 Temmuz süreciyle başlayan soruşturma sonuçlandırıldıktan günler sonra her şey silbaştan.Şimdi ne olduda tekrar gündeme geldi ve neden uefa şimdi müdahale etti?

Tabiki fubolda şike varsa bu cezalandırmalı ve hakeden hakettiği cezayı almalı.Fakat Milli takım tam bir çöküş içerisinde iken, güzide iki futbol takımımızdan biri uefada yarı final diğeri şampiyonlar liginde çeyrek final oynamanın tesellisi ile avunurken birden Uefanın müdahalesi.
Neden şimdi? Neden şike soruşturması bittikten kararlar açıklandıktan sonra değilde neden şimdi? Türk Futbolunda kulüpler mali açıdan zor günler yaşarken aklanmaya çalışırken, futbol terörüne çözüm bulamazken, futbolumuzun geleceği ile tek bir adım proje gözükmezken bir de şimdi Uefanın müdahalesi.

Bu  Federasyondaki boşluktan mı kaynaklanıyor yoksa biz günü kurtarma peşinde olduğumuzdan tepkilerimiz bu derece zayıf kalıyor. Burada iki güzide kulübün alacağı cezalardan bahsediyoruz ve normal karşılıyoruz. Artık bunun sorumlularının bulunma zamanı değil mi ?

Artık uzun vadeli projelerle milyon dolarları 35 yaşındaki isimlere vermek yerine altyapıya önem vererek yetenekleri çıkarma vakti değil mi? Burada iki farklı konudan bahsettim çünkü günü kurtarmayı düşünmeden uzun vadede doğru yatırımlar yaptığımızda işimize bakar kazanma hırsını sadece sahada gösterdiğmizde bu tür Futbolumuzu geriye getirecek olaylarada mahal vermememiş olmazmıyız

Birilerinin canı istediğinde futbolumuza müdahale etmesine engel olmazmıyız. Artık aklanalım ve gerçekçi projelerle uzun vadede yatırım yapalım.Futbolumuzu bir futbol kimliği kazandırarak evrensel anlamda izlenir hale getirelim. Bu noktada  başta Türkiye Futbol Federasyonu  olmak üzere hepimize görev düşmekte.Sabırlı olalım ve olumlu projelere her platformda destek vererek Türk Futbolunu hak ettiği yere elbirliği ile taşıyalım.

Emre Erdoğan


 

 

Çanakkale Şehitlerine Şiiri / Mehmet Akif Ersoy

mehmet-akif-ersoy-hüsran

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;
‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.
Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

İbrahim Sadri / Çileler

k_yilmaz_buktel_ybuktel1246

 

Minibüslerin arkasına seni ben yazdım
Gözlerimin nasıl sev dediğini
Sensiz bu dünyanın batması gerektiğini
Hor görsende garibi
Bir teselli vermeni ben istedim
Bahtıma takılan bir karaçalı gibi
Gönlümü tozduman bıraktığımı
Bağrımdaki ateşi yakıp gittiğin günden beri
Batıyor gönlümde bir akşam güneşi

Minibüslerin arkasına seni ben yazdım
Ben yazdım sevrek ayrılalım
Ben yazdım
Cennet gözlüm ben yazdım
Ben sabahsız gecelerin kucağında bir çilekeş
Gönlüme vazgeç demişim
Vazgeçmemiş bu aşktan
Kabahat seni sevende biliyorum
Elimde bir kandil dolanıyorum
Eğer aşka bir ceza verebilseydim
Onun da benim gibi sevmesini isterdim

Minibüslerin arkasına seni ben yazdım
Bunca yıl habersiz yaşadım seninle
Hep seninle yaşadım öldü deselerde
Aşkından öldüğümü bilmesende
Belki biraz üzülüp kim desende
Gel gör şu halimi bir teselli ver
Sevenler mesud olmaz derlerdi inanmazdım
Şimdi mesud değilim bilseydim bağlanmazdım
Biliyorum ben eski halimle daha mesuddum
Dediğin gibi olsun hadi severek ayrılalım
Ama otur son kez masaya göğsümüzü yumruklayalım.

Bitmedi mi bitmedi mi çekilen işkence?
Volkan misali tüten parçalanan gönlümle
Ekilen biçilmezken kısacık ömrümüzde
Değer verdiklerimiz gülerken halimize
Hangi gaye
Hangi amaç
hangi ümit yaşatır?
Katmerlenmiş çilelere
Hangi vücut dayansın?