|
|
Tarihin cilvesi
Önce haberi yineleyeyim: "Restorasyonu geçen yıl tamamlanan, ancak açılışı adeta bir bilmeceye dönüşen Van'ın Ahtamar Adası'ndaki Surp Haç Ermeni Kilisesi'nin açılış tarihi üçüncü kez değiştirildi. Geçtiğimiz hafta sonunda Van Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, restorasyonu ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ahtamar Kilisesi'nin 11 Nisan'da turizme açılacağı bildirildi. Uluslararası düzeyde konukların katılacağı açılış töreninin Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Van Valiliği'nin işbirliğinde düzenleneceği ifade edildi." |
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Yıldırım Türker
Komplo teorileriyle ilişkimizi tarttığımız bir hafta geçirdik. Susurluk düğümünün çözümünü talep edip eyleme geçenlere glu glu dansı yapıyor diyenler şimdi, kendi kuyrukları kapıya sıkışınca karşılarında partisini merkez sağa açma kararı almış olan başçavuş Baykal'ın ıvır zıvırını buluyor. Kendilerine gösterildiğinde glu glu diye tiye aldıkları hakikat şimdi başlarını yemeye geldi. Glu glu dediklerine, rakip ıvır zıvır dermiş meğer. İlahi adalete inandığını sandığımız eski glu glucular acaba biraz olsun istiareye yatmış mıdır? Bu memleket siyasetinin kaba saba suç ortaklığı tahterevallisinde kıçı yere vuran ders alır mı? Yarım yüzyıldır burada yaşamakta olan bir tanık olarak buna vereceğim cevap, evet bildiniz, 'asla'dır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Şebnem Korur Findancı - Evrensel
Geçen hafta Galatasaray Üniversitesi’nde Uluslararası Fransızca Konuşan Kriminologlar Derneği ile Üniversite’nin birlikte düzenlediği bir kollokyum yapıldı. Aile içi şiddetin ana başlık olduğu bu toplantıda, şiddetin sonuçları, suçluluk kavramı ve cezaevleri de bu ana başlık çevresinde yer alan ve kapsamlı biçimde tartışılan konulardı. Gündeme getirmek istediğim konu cezaevleridir. Yalnızlığın paylaşılamayacağını, bedellerinin ağırlığını dile getirdiğim 20 Şubat tarihli yazımdan sonra, bu kez de bu toplantıda tartışılan cezaevi örneklerinden söz etmek istiyorum. Fransa ve Belçika’dan gelen katılımcıların sunduğu bildirilerdeki örnekleri, F tipi cezaevlerinin yaratıcılığını Batı’ya ihale edenler için anımsatmakta yarar olacaktır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Bihterin Saraç-Birgün
Öteki" sözü artık bir sosyolojik tanımlama olarak dilimize girmiş durumda. "Öteki Türkiye", "Öteki istanbul" gibi tanımlamalar kullandığımız zaman biliyoruz ki, durduğumuz yere göre farklı olanı kastediyoruz. Bu arada Ötekiler de giderek artıyor. Her Öteki bir topyekünlükle geliyor. Yeni bir bakış açısı gerektiriyor. Yeni açılımlar gerektiriyor. Değişimi talep ediyor. İçinde bulunduğunuz toplumsal yapıyı, durduğunuz yeri sarsıyor. Kayayı, sarsılmaz gibi görüneni kıpırdatıyor. Farlılıkların açığa çıkması sancılı oluyor. Statükocu olan çoğunluk, yapının bir yerlerden sarsılmaya başlamasından hoşlanmıyor. Oysaki varlığın doğasıdır farklılaşma. Uzlaşmalar hep bu sancılardan sonra yaşanır. Farklı olduğunu söyleyen farklılığı konusunda gerekli duruşu sergileyebilirse elbette.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Şeyhmus Diken -Birgün
Mekân Diyarbakır'da genişçe bir salondur. Salonun konukları dünyanın değişik ülkelerinde örnekleri basına yansıyan çoğu kez de "Guinness Rekorlar Kitabı"na girmek amaçlı bir toplu nikah değildir. Tümüyle ihtiyaçtan kaynaklı ve evli olmalarına, hatta bir çoğu çoluk çocuğa karışmış olmalarına karşın, hâlâ resmi nikahlan kıyılmamış çiftlerdir. Görüntü o denli renklidir ki, evli çiftler toplu nikahın kıyılacağı salona çocukları ile birlikte gelmişlerdir. Bir taraftan çocukların çığlıkları öte taraftan sanki yeniden o ilk günkü evlilik heyecanının bir kez de salonda nikah kıyılırken tekrarı ve heyecanıdır. Bir çoğu evlenirken salon dahi görmemiştir. Çocukları yıllar sonra çocukluk anılarını ve hayallerini anlatırken babalarının ve annelerinin evlilik törenlerini görüp yaşadıklarını arkadaşlarına ya da kendi çocuklarına anlatmaya kalktıklarında, muhtemelen inandırıcı olamayacaklardır.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 1 - 9 of 25 |