Ana Sayfa arrow Haberler arrow Kendini Şiirine Benzeten Bir Şair: Bejan Matur
Newsflash

Edebiyatiklimi.com Edebiyat dünyasına hoşgeldiniz. Yeni çıkan haberlerden haberdar olmak istiyorsanız sitemize ücretsiz üye olabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kendini Şiirine Benzeten Bir Şair: Bejan Matur Yazdır E-posta
Üye Oylaması: / 16
Kötüİyi 
 Mustafa Cebe 

Þairler yaþamlarý boyunca bir uzun þiirin bölümlerini yazarlar-Behçet Necatigil  Þair ve þiiri hakkýnda yazý yazmak, her zaman içinde riskler barýndýrýr. SöyleyecekleriniziImage ne kadar derli toplu söylemeye özen gösterseniz de bir þeyler mutlaka eksik kalacaktýr... Bejan’ýn þiirlerinde iki ana coðrafyada gezintiye çýkarsýnýz: uçsuz bucaksýz çölle, daðlarý sýrtlamýþ konaklar.  Birinci kitaptan dördüncü kitaba kadar sizi kendi çölünde gezdirir. Kederli yüzüne oturtur sizi. Takýlýr gözlerine, peþi sýra gidersiniz. Pervane gibi kendi ekseninde/ çemberinde döndürür.

Soluksuz kaldýðýnýzda soyunup kendi teninizle, kendi kokunuzla baþbaþa býrakýr sizi. Soluðunuz kadar döner, teriniz aðýrlýðýnca kokarsýnýz... Çýplaksýnýz artýk onun çölünde. Varlýðýnýz kadar var, anlamlarýnýz oranýnda çoksunuz... Hayattan ne almýþsanýz, alabilmiþseniz onu hayata verirsiniz, verebilirsiniz. Her þiiri bir baþka kitaba uðrasa da dönüp dönüp onun çölündeki harfleri okursunuz... Harflerin sese dönüþüne, çöldeki yalýn yankýlanýþýna, sessizliðe yakýn içleniþine tanýklýk edersiniz... Her çöle iniþinizde Tanrý sýrlarýný fýsýldar size; gittiðiniz yolun yeni olmadýðýný, binlerce kavime, kervana eþlik ettiðini fýsýldar... Yolun, gidenin hýzýyla ölçüldüðünü bir kez daha hatýrlatarak...Çölden aldýðýný çöle verip ayýn büyüttüðü oðullarýn rüzgar dolu konaklarýna götürür sizi. Topraðýn derinliklerine kök salmýþ, dokusunu ve kokusunu oradan almýþ þiirlere konuk eder. Kavmini uçurumlardan toplar, öylece aðýrlar sizi. Masallarýn aðýr ritmiyle uçurumlerýný gösterir. Uçurumdan uçmanýzý bir noktayla durdurur, dizenin sonunda olduðunuzu anlarsýnýz öylece. Orada, size kendi boþluðunuza sýðýnmanýn kapýlarýný aralar... Boþluk, onun þiirinin temel yapýsýdýr. Size iþitebileceðiniz büyük bir alan yaratýr. Konuk olduðunuz rüzgar dolu konaklarda kendi uzamýnýzda býrakýr sizi. Anoyola giden küçük sokaklarý aydýnlatarak yoluna devam eder...Hep ayný çölde ve ayný konaklarda aðýrlansanýz da, her defasýnda güzergahý ayrýdýr. Çünkü bilir ki her çöl/konak ayný zamanda birçok konaðýn/çölün suretini kendinde taþýr. Her biri benzersiz bir ortaklýktan çýkýp gelmiþtir. Kendi sözcükleriyle çölünü yaratmýþtýr. O yüzden kýzgýn çölde yürümeyi göze alabilenlerin okuyacaðý þiirlerdir.Hiçbir dize suyun bu kýyýsýnda kalmanýza razý olmaz, ayný zamanda karþýya geçmeye, ýslanmaya da zorlar... Bu donanýma sahip deðilseniz kendi yakanýzda kalmaya mecbursunuz! Devingen bir þiirdir, serttir, acýtýcýdýr. Akýþ güzergahý hep rahatsýz edicidir, yorucudur. Durgunlaþtýðýnda bile eðilip kendinize bakmanýzý ister sizden. Evrensel yazgýnýn kendisi gibi... O yüzden þiiri kanayan bir yara gibidir.Tarihin mahzeninde alýp getirdiklerini, yetiþtiði, içinde olduðu koþullarla yeniden kurarak yansýtýr dizelerinde... Biraz da kavmidir bu. Ama kavmini yalnýzca anlatmakla kalmaz; eleþtirir, yargýlar, varolan gerçekliðe müdahale eder... Geçmiþini de uyarýr bugünüyle birlikte. Elbette geçmiþ, ölü bir geçmiþ deðildir onun dizelerinde.Yalnýzca bir coðrafyaya, bir hayata yönlendirmez sesini; daha ötelere, derinlere uzanan bir arayýþ, sesleniþ, dokunuþ var. Ýnsanýn, durduðu yerden; kendi çölünden, kendi konaðýndan da içine bakabileceðinin altýný çizer...Bir hayatýn büyüklüðünü gölgesinden anlayabileceðimizi söylerken, dolayýsýyla büyük þiire giden yolun ipuçlarýný da göstermektedir...Onun dizelerini her ortamda tanýrsýnýz, kendine ait kýldýðý dille, imgelerle bakar gerçekliðin dünyasýna ve sesini öylece duyurur size... Hep çocukluðuyla yola koyulur, ancak çocukluðunu giydirmeye kalkmaz, onu da salar çöle, çölüne... “Bir þeyle acýyarak iliþki kurmakla ona karýþarak iliþki kurmak arasýnda çok fark var. Bir insanla, bir halkla acýyarak iliþki kurmak bir tür aþaðýlamadýr. Eþit arzusu yok ortada.” diyerek durduðu yerin ve seslendirmeye çalýþtýðý hayatýn etik, estetik boyutunu ortaya koyar...Kendi tarihiyle karþýladýðý, parçasý kýldýðý insanlýk tarihidir aslýnda; geliþtirilmiþ, geniþletilmiþ tarih... Eskilerden, uzaklardan bir yanýk sesin rüzgar sessizliðidir, çöl sessizliðidir onun þiiri, aðýt yakar gibi...  Aralýk 2003, Mustafa Cebe  
 
< Önceki   Sonraki >
(C) 2010 Edebiyatiklimi
Midodesign Designed by.