Ana Sayfa arrow Haberler arrow Aşk onursuz mudur? Zürbiye ivdik
Newsflash

Edebiyatiklimi.com Edebiyat dünyasına hoşgeldiniz. Yeni çıkan haberlerden haberdar olmak istiyorsanız sitemize ücretsiz üye olabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Aşk onursuz mudur? Zürbiye ivdik Yazdır E-posta
Üye Oylaması: / 2
Kötüİyi 
 

Editörden...Aşk onursuz mudur?

 

 

"Sevgi bir zerreciktir ama o kainata sığmaz!"

                                      (Mevlana)

 

Herhalde sevgiyi maddeden soyutlayarak, bu kadar güzel tanımlayacak daha güzel bir cümle kurulamazdı...

Şayet ikisi ayni şey değilse,aşk için de benzer şeyler söylemiş düşünürler...

"Aşk büyük ruhlar için olasıdır. Aşk yüce bir duygudur. Aşk ferman dinlemez vs.

Yıllardır erkekler tarafindan duygusal hasara uğramış kadın hikayeleri dinledim.  

Şimdi bu, işimin bir parçası haline geldi.

Bugün tanımadığım bir kadına, ikisi beyaz biri kırmızı üç tane gül aldım.Daha önce benimle saatlerce telefonda konuştuktan sonra: "Eğer benim için de bir mahsuru yoksa, kendisine "güne " gelen kadınlarla birlikte kahvaltıya gelebilir miymişim?"

Aslında sadece o beni degil, ben de onu merak ediyordum.Günlerce telefonda, tüm mahremiyetini,beni tanimadan, bana anlatan, sade öfkesinden değil; samimiyetine de inandığım ender insan tiplerindendi bu hikayenin kahramanı.

Zaman zaman hayatı kavradıkça, daha çok şey öğrendikçe; daha çok mutsuz olmaya başlarız... Benim de böyle anlarım çok oldu. Eğer sürekli birilerine yol gösteren, sürekli birilerini anlamaya çalışan, gerektiğinde; onlara maddi destek sunan, ister kan baği, ister başka bir bağınız olsun, bütün bunlar akıntıya kürek çekmekten başka bir şey değil.

Çünkü; vermenin sonu hiçbir zaman gelmeyecektir! Boşuna onların sizi anlamasını yada madalya takmasını beklemeyin, hatta çoğu yapılan iyiliklerin;cezasız kalmayacağını da unutmayın!.

Eğer anlaşılma gibi bir beklentiniz yoksa, o enerjiyi de kendinizde buluyorsanız, size iyi eğlenceler...

Bazen algilayabilme gücünün insanı nasıl da mutsuz ettiğini kavradığımda;aptalca şeylerle mutlu olan insanları kıskandığım anlar da oldu...

Örneğin arada bir kauföre uğradığımda, eğer hafta sonuysa,kına- düğün- sünnet  

eğlencesi için,manzaradan da, anlaşıldığına göre; onların yegane tek sosyal yönü olan bu seramoniye nasıl bir coşkuyla hazırlandıklarını eğlenerek izlesem de, onların yüzündeki mutluluk beni hep bir şeyleri sorgulamaya iterek mutsuz eder...

Hafta sonunu iple çekip, bu tür yerlerde,sonradan görme bakkal, çakkal, dönerci gibi  para babalarına kendilerini farkettirebilmek için yarıya kadar soyulmuş, muza bezeyen dekolteleriyle,gözleri çevreyi tararken,vücutlari otomatiğe bağlanmış gibi dans eden genç kadın ve kızları izlerken de benzer duygular yaşarım...

Acaba yıllar önce "Bütün ilişkilerin temelinde ekonomi yatar" diyen  arkadaşım haklı mıydı? Oysa ben, onun bu teorisini çürütebilmek için verdiğim örneğin onu acıtarak beni teyit edeceğini düşünürken; O sadece buruk bir tebessümle yetinmişti!

Şimdi  o tartışma her aklıma geldiğinde ne kadar saf olduğumu düşünerek kendimle dalga geçiyorum...

 

İşte bugün gideceğim evde de benzer şeyler yaşayabilme ihtimalim çok yüksek...

Kapıdan girdiğimde beni evin sahibesi karşıladı. İçanadolu  kadınından daha ziyade Cezayirli kadınlara benziyordu.

Esmer, uzun boylu, hoş bir kadındı.Elimdeki gülleri verirken, beyaz güllerin biri oniki yaşındaki oğlu, diğeri de iki ay sonra doğacak oğlun için! Barış ve huzurun simgesi olsun  dedim.

Hamile olduğundan dolayı olaylara daha duygusal yaklasarak realize  etmekte; belli kalıpları aşmış olmasına rağmen daha da çok zorlanıyordu.

Onüç yıl önce gürücü usulüyle evlenmiş,çocuğunu kucağına aldığında,başka başka kadınların varlığı çıkmış ortaya,üstelik şu an kırkında olan bu beyimiz hayatında hiç çalışmamış. Sadece ilişki kurduğu kadınların parasıyla yaşamını sürdürmüş.

Bizimki çocuğu kucağında, adamı terk etmiş ve yıllarca zorlu bir yaşam sürmüş. Dil öğrenmek, meslek yapmak, iş bulmak gibi. Şu an burdaki bayanlar onun iş  

arkadaşları, bulundukları şehrin toplu taşımacılık dairesinin elamanları. Bu geçen süre içersinde o da kendince bir şeyler yaşamış ve partneri bir kazada ölünce; bizim eski koca yeniden devreye girmiş, uzun bir uğrağtan sonra tekrar birlikte olmayi başardığı gibi ,bir de hamile bırakmış, üstelik çok da istemiş bu bebeği!. Eee huylu huyundan vaz gecer mi, bizim bıçkın yine tüm vaat etikleri şeylere rağmen alışkanlıklarından vaz geçememiş ve daha önceki sevgilisine geri dönmüş! Üstelik evlenme vaadiyle kandırılmış bir de ücüncü kadın var ortada. Üçü de seviyor adamı, hatta ikinci birinciyi, adami oyuna getirip hamile kalmakla suçluyor! Peki bu adama kadın tecavüz mü etti? diye sorduğumda ise agresifleşiyor.

Diğerlerinin anlattıklarına göre adam en çok onun parasını yemiş.Belki de bundan dolayı adamı kendi hak ettiğini düşünüyor.

Bizimki henüz terkedildiğini açıklayamamış arkadaşlarına, onlar da meraklı meraklı senin herifin nerde? diye soruyorlar. Belki onlara karşı ezikliğini bastırmak için olsa gerek, eski kaynanayı da çağırmış yardım için.

Hiç bir konuşmaya katılmadan onların sohbetlerini iki saat dinledim. İş yerindeki lezbiyen bir kadindan, dinden, sanatçılardan, kocalarından, çocuk eğitiminden, dışarnın çocukları için ne kadar tehlikeli olduğundan bahsederlerken, biri beni hayrete düşüren bir açıklama yapti: oğlu geç kaldığında rahatsız olmuyormuş, ama kız geç kalınca uykuları kaçıyormuş! Neden? diye sorduğumda, oğlu tecavüze uğrarsa daha az acı çekermiş, ama kızı uğrarsa toplumun yüzüne bakamazmış!.O an kadını linç etmek geldi içimden.Ama çocukların bu durumda kız veya erkek aynı travmayı yaşadığını anlatmaya çalıştım. Onun umrunda değildi, varsa yoksa toplum ve toplumun değer yargılarıydı.  Tüm aptalca mutlulukları bu bön ve aptal kadının suratıına kazıyarak orayı terk ettim.Tanrının cezası bu dünyada, boktan bir meslek için bile sertifikat sorarlarken, annelik için neden böyle bir zorunluluk yoktu? Bu toplumda erkeklerin ilk gönüllü  

köleleri anaları!Sonrasını da diğer kadınlar devam ettiriyor. Sürekli verme üzerine kurulan bir ilişki, nedeni ne olursa olsun, kirli bir ilişkidir.Kadınlar terk edildiklerinde yada gec de olsa terk ettiklerinde,bu kadar çirkinliğe, bu kadar çürümüşlüğe, buldukları tek bir kılıf var: ama çok seviyordum, ama ona aşiktim...

Bence bütün bu çirkinliklerin nedeni ne aşk ne de sevgi! Olsa olsa insan egosunun çirkin yönleridir! Aslında bu kavram da bunların tanımı için çok yavan kalıyor!  Çünkü ne aşk ne de sevgi, bu kadar yavşak olup ayak altına düşemez !...

 

Köln, Ağustos 2007

 
< Önceki   Sonraki >
(C) 2010 Edebiyatiklimi
Midodesign Designed by.