Newsflash

Edebiyatiklimi.com Edebiyat dünyasına hoşgeldiniz. Yeni çıkan haberlerden haberdar olmak istiyorsanız sitemize ücretsiz üye olabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kimdir Ruhi Türkyilmaz? Yazdır E-posta
Üye Oylaması: / 2
Kötüİyi 

Cafer Cebe

  Birçoğumuz gibi Almanya’da değişik işletmelerde çalışan bir insan. Ancak birçoğumuzdan farklı bir yanı var. Bugüne kadar ağırlıklı şiir olmak üzere, edebiyatın birçok dalında onbir kitap yazıp yayınlamış.

 


Siir okuyan, aradabir şiir yazan biri olarak, Ruhi Abi’nin şiirlerini ilk okuduğumda kendisiyle  kısa bir sohbetimiz olmuştu. Bu sohbette; şiirde akıcılık, ya da lirizmin azlığından şikayet etmiştim.

 

Arkadaşlarımın bana, Şiir akşamı için moderasyon yapıp yapamayacağımı sorduklarında, çok düşünmeden yapabileceğimi söyledim. Edebiyatsever biri olarak, gün yaklaştıkça bir korku içimi almaya başladı.

 

Hani mesleği olmayan birine „mesleğin ne, sen bu işi yapabilirmisin?“ diye sorulduğunda; „Abi ben ne iş verirsen yaparım“ diyen birine benzettim kendimi. Şiirde moderasyon yapmak.bu kadar kolay olmayacakmış meğer.

 

Sevgili edebiyatseverlere ve Ruhi Abi’ye mahçup olmamak için, Ruhi Abi’nin elimde bulunan üç kitabına bir göz attım. Birinci okuyuşta önyargılıydım. Evet şiirler zor anlaşılıyordu. Tekrar okuyup şiir stiline kavramaya başladığımda ise kendimi şiirler karşısında mahçup hisettim.

 

Her ne kadar Bernstein Odası’nı birçoğumuz görmemişse de, filmlerde, fotoğraflarda tanırız. Ama Dom Kilisesi’ni birçoğumuz gezmiştir. Kilisenin her taşı büyük bir özenle seçilmiş, her birine ayrı bir figur işlenmiş ve bu figürler üst üste konularak mükemmel bir yapı meydana getirilmiştir.

 

Rühi Abi’nin şiirlerine baktığımda, her sözcüğü özenle seçilmiş, herbirine derin bir anlam yüklenmiş bir yapıya benzettim.

 

Ama hayır, tarifte eksik kaldım. Sadece durağan bir  yapıt değil sözcükler. Bazen keman sesi, bazen bir annenin gözyaşı, bazen ölümün kararttığı mavi gökyüzü, bazen yırtılan deniz...

Çan sesleri yükselir bazen, Dualar erişmez menziline, çarmıhtaki çivi izleri, Isa’nın çektiği acı dillenir, Ölüm ve öldürmenin, insanoğlunun vahşeti hayatın her alanına yayılır. Dağlar yüceliğini yitirir, denizlerin dalgaları kana bürünür, gökyüzü mavisi ölümün griliğiyle kirlenir,  ateş buz tutar.

 

 

Ve „Beden Örtüsü“ şiirinde bir çığlığa dönüşür acılar.

Şöyle der Ruhi Abi

 

Zulmün labirentinde gezinir kimi

Dram perdesi başlar sahnede

Cildi ter döker “kavgam’ın”

 

Ah Selina

Antik kitap ciltlerinde

Buz  tutar tenin

Genç kız derisiyle kaplı

Tanınır meme ucundan

 

Yine aynı şiirin sonunda ölüm ve öldürmenin hoyratlığını, barışın zorluğunu bir özdeyişle aktarır iki satırda

 

«Savaşı yapan eller barışa acemidir

Barış güvercinleri kartalların yemidir»

 

Savaşın, ölümün ve öldürmenin kol kezdiği, Irak’a giden Amerika askerlerinin gemilere el sallanarak uğurlandığı, «Benim bir oğlum vatan uğruna şehit oldu, bir oğlum daha var, o da vatan uğruna kurban olsun» dedirtilen bir annenin. Insan kanının ticaret dönüştüğü, Ekranların, gazete başlıklarının insan kanıyla pazara sürüldüğü , bir dünyada, askalarının acısına empatiyle bakmak, bakabilmek Sözcük ustası olmanın ötesinde, insan olmayı, romantik olmayı gerektirir.

 

İkinci Dünya savaşının acılarını doğrudan yaşamamış bir insanın, yaşanan acıları yediği lokma, iştiği su, aldığı nefeste algılaması aynı zamanda insan olmanın da bir erdemidir.
bu acıları «Ölüm Kurası»  şiirinde şu dizelerle dile getirir Ruhi Abi:

 

«Bir gözün yaş / Öteki Kan gölünde

Yüzün ana kucağına dönük biraz

 

Sızladı cepheden göçen kuşlar

 

Bir güvercin gölge oldu yaraya

Uçtu evin açık penceresine

Odana girenlere bakıyor fotoğrafın

 

Bir kanat bırakıp uçtu güvercin

Haberle dertleşti odan

 

Göğüslendi fotoğrafın

         Hayalıni kokladılar

Evlat koktu

Ölüm koktu hüngür hüngür“

 

 

 

Şimdi sıra sende

 

 

- Özellikle şiirlerde bu kadar imgeyi nasıl bir süzgeçten geçirip olgunlaştırıyor ve bunun içi nasıl zaman yaratıyorsun?

        Türkçe yazan bir edebiyatçısın, yapıtlarının Türkiye’deki yansıma       Edebiyat uğraşın dışında doğduğun yöreye bir Kültür Evi yaptırdıdığını biliyorum. Bu konuda biraz bilgi verir misin?

 

 

Şu kaderin cilvesine bak Erdoğan, Patronunken tavlada yenilmek zorunda kaldın.

Sanatçıyken, sanat yorumunu sana bırakmadım

Şimdi de Şiir yorumlayacaksın moderasyonu ben yapıyorum

 

Kusura bakma: sana icra, bana yorum düştü…! Benden bir türlü kurtulamadın... 
 
Sonraki >
(C) 2010 Edebiyatiklimi
Midodesign Designed by.