|
Ragıp Zarakolu Dünyada “Kayıplar" olayının sistematik olarak başlatılması, aynı "soykırım" olayı gibi, Nazi dönemine denk düşer. Ünlü "Sis ve Gece" kararnamesi ile direnişçi özellikleri nedeniyle istenmeyen, hoşlanılmayan kişiler, esrarengiz bir biçimde gözaltına alınıyor, ya da kaçırılıyor, sonra bu insanlar bir sır olup, kaybolup gidiyorlardı. Nazilere göre, bu yöntem, açık infazlardan, idamlardan çok daha etkili ve caydırıcı oluyordu. İdam ve infazlar bir yandan insanları bir sure için sindirse bile, büyük bir isyan duygusunun yaygınlaşmasına da neden oluyordu. Oysa kayıp olaylarının yarattığı psikolojik yıkım çok daha etkili oluyordu.Ancak bizim coğrafyamız bu tür uygulamalara daha önceden tanık olmuştu. |
|
Devamını oku...
|
|
Nehir Adı Memed olsun askerin. Tıpkı diğerleri gibi. Sadece ismi değil, yaşadıkları da diğerleri gibi Memed`in. O da korkuyor; sık sık kabuslar görüyor. Son günlerde gördüğü kabuslar hepçocukluğuna aitti Memedin. Aslında gündüzler onun için daha dehşet vericiydi, fakat nedense çocukluguna dönüyordu rüyalarında. Yüzünü bir türlü seçemedigi, fakat tanıdığına kesinlikle emin olduğu bir kız çocuğu görüyordu sık sık. Dün gece de O’nu görmüştü. Kıvır kıvır saçlarını perçemleri şöyle bir aksa diyordu içinden. Aklına düştükçe kızın yüzü, bir türlü çıkaramıyordu kim olduğunu. Açıkta kalan tek nokta, hatırladıgında daha farklı bir anlama bürünen dudaklarıydı. Ismini bir hatırlasa, hemen ona seslenecek ve dudaklarında şekle bürünen kızğınlığının nedenini sorabilecekti. Ama yapamıyordu Memed, bir türlü ismini zihninden diline ulaştıramıyordu. |
|
Devamını oku...
|
|
Ayşe Yeşil Yaşamda bazen, öyle olaylar olur ki, insan birdenbire içinde bulunduğu kalıpları ve bunlarınboğuculuğunu fark eder. Faklı bir bilincin eşiğine gelir. İnsanları çeşitli sorgulamalara iten, alışkanlıkları, kalıpları yıkmaya götüren bu olaylar, yaşamdaki “kırılma noktaları”dır. “Kırılma noktaları” son derece travmatik olabilir. Çok sarsıntılı ve acı verici olabildiği halde, beraberinde çok büyük bir olanağı da barındırmaktadır. Sözünü etmek istediğim bu olanak “değişim” dir. Kimi insanın yaşamında değişim sürekli ve doğaldır, fakat kimileri için de sanki bu travmatik süreçlerin mutlaka yaşanması gereklidir. |
|
Devamını oku...
|
|
Mustafa Cebe
Þairler yaþamlarý boyunca bir uzun þiirin bölümlerini yazarlar-Behçet Necatigil Þair ve þiiri hakkýnda yazý yazmak, her zaman içinde riskler barýndýrýr. Söyleyeceklerinizi ne kadar derli toplu söylemeye özen gösterseniz de bir þeyler mutlaka eksik kalacaktýr... Bejan’ýn þiirlerinde iki ana coðrafyada gezintiye çýkarsýnýz: uçsuz bucaksýz çölle, daðlarý sýrtlamýþ konaklar. Birinci kitaptan dördüncü kitaba kadar sizi kendi çölünde gezdirir. Kederli yüzüne oturtur sizi. Takýlýr gözlerine, peþi sýra gidersiniz. Pervane gibi kendi ekseninde/ çemberinde döndürür.
|
|
Devamını oku...
|
|
Remzi İnanç On yıldan çok oldu…Almanya’da yaşayan Türkiye Ermeni’si bir okur/yazar, adresimi bulunduğu kentteki bir arkadaşımdan edinmiş. Zaman zaman / daha çok da telefonla / gereksinimi olan Türkçe kitaplar istiyordu bendenTelefon görüşmelerimizin birinde, aksanından, ‘gırtlağından’ yola çıkarak nereli olduğunu sordum. Diyarbakır’da doğup büyüdüğünü, ama çok yıllardır Türkiye’ye dönemediğini söyledi. Almanya’da bir üniversitede tarih profesörüymüş. Bir gün Diyarbakır’dan arkadaşım şair İhsan Fikret Biçici geldi. O sıralar Yargıtay’daki duruşması nedeniyle sık sık geliyordu Ankara’ya. Çay içip söyleşirken telefon çaldı. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Kaderin cilvesi mi bu şimdi? Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan tutukluluk ve idam süreçleriyle ilgili tanıklığını anlattığı 'Gülünün Solduğu Akşam' kitabıyla efsaneleşen yazar veCan Yayınları'nın sahibi Erdal Öz tam da 'üç fidanın solduğu' gün yaşamını yitirdi... 1935 yılında Sivas'ta dünyaya gelen Erdal Öz, babasının devlet memuru olması nedeniyle çocukluk ve gençlik yıllarında Türkiye'nin farklı bölgelerini dolaştı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde başladığı eğitimini Ankara Hukuk Fakültesi'nde tamamlayan Öz, daha gençlik yıllarında edebiyatla içli dışlı olmaya başlamıştı. Üniversite yıllarında arkadaşlarıyla 'a' dergisini çıkaran Öz, burada yayımlanan öykülerini 1960 yılında 'Yorgunlar' adıyla yayımladı. Aynı yıl ilk romanı 'Odalarda' da yayımlanacaktı. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar ölürler, önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunda da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 25 - 32 of 41 |