Malezya

 

Yedi buçuk saatlik uçak yolculuğumuzun sonuna yaklaşırken Güneşte Malezya semalarında bulutların arasından sıyrılmaya çalışıyor yarı aydınlık yarı karanlık kızıla yakın bir gökyüzünden Malezya topraklarına iniş yapıyorduk.

Uçağımız Bir buçuk milyon nüfuslu Federal başkent Kualalunpur’un görkemli havaalanına iniş yaptığında karlarla kaplı Almaata’dan bir gecede bir mevsim bekleyipte ancak ulaşabileceğimiz zamana ulaşmıştık. Bir gün önce yolculuk hazırlıklarını yaparken arkadaşlarla Şubatın o soğuğunda yarın yaz geliyor esprilerini hatırlıyorum. Uçağın kapısına yaklaştığımızda yüzümüze vuran nemli ve sıcak hava bizi sanki bir saunada olduğumuz hissine kaptırıyordu.

Bu şirin ülke Türkiyeden gelenler için vizesiz üç ay kalma imkanı sunuyor. Pasaport işlemlerimizi yaparken dikkatimizi ilk çeken unsur bayan polislerdi. Pasaport işlemlerini yapan bayan polislerden başlamak üzere ülkeyi gezerken gördüğümüz çoğu bayan polislerde şapkasının altındaki başörtüsü hiç alışık olmadığımız değişik bir görüntü oluşturuyordu. Havaalanı dışında da farklı bir görüntü yoktu. Müslüman Malaylar için tesettür o kadar yaygın ki dışarıda gezerken ilköğretime giden çoğu çocukta bile bunu görebiliyorsunuz.

Havaalanından dışarı çıktığımızda derecenin yirmi beşleri gösterdiği tropikal bölgede sıcaklığın görünenden çok fazla olduğunu iliklerinize kadar terleyerek hissediyorsunuz. Malezya’da kaldığımız sürede hava genelde kapalıda olsa yer yer güneş bulutlardan yüzünü sıyırdığında yeşilin her tonunu görebileceğiniz bu ülkede göz zevkinizin doruğunu yakalayabiliyorsunuz.

Bir zamanlar İngiliz sömürgesi olan bu ülkede trafikte soldan akıyor. Üç er şeritli yolda Havaalanından Başkent Kualalunpara gidişimiz yaklaşık 1 saat kadar sürmesine rağmen yol boyunca izlemeye doyamadığımız yemyeşil tabiat zamanın nasıl geçtiğini fark ettirmedi bile, ülkenin  % 70’ini kaplayan tropikal ormanların olduğunu öğreniyoruz. Ormanlardaki mevcut 15.000 tür bitkinin 6000 türünü çeşitli ağaç cinslerinin meydana getirdiği. Bu ağaçlardan bazıları 45 m yüksekliğe kadar büyüyebildiği ve Bambu gibi kerestesi makbul ağaçlar ve kauçuk ağaçları ve daha 800’ü aşkın tür orkide yetiştiği diğer öğrendiklerimiz arasında idi.

Bir saatlik yolun sonunda Peşi sıra birbiri ardına sıralanmış yüksek binaların bizi karşılamasından Kuala Lunpura geldiğimizi anladık. Temiz ve bakımlı caddeler, kornadan uzak sakin ve sabırlı insanların olduğu trafikte insanı çok yormuyordu. Uzunca süre trafikte yol almamıza rağmen yol boyunca bir korna sesi bile duyduğumu hatırlamıyorum.

452 metre uzunluğunda 82 kattan oluşan Petronas Şirketine ait İkiz kuleler dünyanın en büyük binaları arasında sayılıyor ve Malezyanın en önemli sembolleri arasında yer alıyor.

Ülke neredeyse bir ada olduğu halde ülkenin en büyük şehri Kuala Lunpur nedense kıyıya uzak bir noktada. Denizden ne kadar uzakta olsa başkent fazlasıyla nemden istifade etmiş. Tatil planlarınızı yaparken açık hava gezilerini öğleden sonralara koymaya özen gösterin çünkü gündüz hava çok sıcak. İngilizce biliyorsanız fazla sıkıntı çekmeden dolaşabileceğiniz bir ülke Malayca resmi dil olmasına rağmen Malezya nüfusunun neredeyse tamamı İngilizce biliyor.

1957 yılında bağımsızlığını kazanan Malezya, Güneydoğu Asya‘da yer alan bir ülke. Bir zamanlar Malezya Federasyonu’nun 11 devletinin içinde yer alan Singapur, 1965 yılında federasyondan ayrılmış. Şu anda ekonomisi çok gelişmiş bir ülke olarak varlığını devam ettiriyor. Güneyde bulunan Singapurdan başka Malezyanın Kuzeyde bulunan komşuları ise Tayland, ve Endonezya. Ayrıca batıdan Andaman Denizi, doğudan Güney Çin Denizi‘ne kıyısı var.

Federal Parlamenter Monarşi ile yönetilen Malezya’nın nüfusu yirmi üç milyon, kişi başına düşen gelir ise dokuz bin dolar civarında. Para birimi ringi, dört ringi aşağı yukarı bir dolar civarında yapıyor. Bütçe fazlası veren Malezya Güneydoğu Asya ülkeleri içerisinde yıllık kalkınma oranı en fazla olan ülkelerden biri, ekonomik açıdan kendi kendine yeterli olan Malezya’da Enflasyonu düşük, güçlü bir sermaye yatırımına sahip ekonomisi, sürekli gelişme içerisinde.

Halkın 55% i Malay, 30% u Çinli, 10%’u Hintliler oluşturuyor. Hint, Çin Malay halkının oluşturduğu bu ülkede devlet yönetimi ve memuriyet Malayların, ticaret ise Çinlilerin elinde. Hint kökenliler ise genellikle ara işlerde çalışıyorlar.

On üç eyalette dokuz sultan bulunan Malezya’da sırayla sultanlar beşer yıllığına kral oluyor. Burada krallık sadece sembolik.

İslami etki fazlasıyla hissedilse de Malezya sahip olduğu etnik gruplar ve kültürler kadar din bakımından da bütün bir ülke değil. En önemli din halkın yarıdan fazlasının inandığı Müslümanlık olmakla birlikte ikinci büyük din Budizm‘dir. 2000 yılında yapılan sayıma göre; İslam: 55.4%,Budizm: 25.2%, Hıristiyanlık: 10.1%, Hindu: 6.3%,Konfüçyüsçülük/Taoizm/Çin dinleri: 2.6% da bulunmakta.

Malezya’da demokratik ülkelerde bulunmayan bir özellik dikkati çekiyor. Bu ülkede kendi içinde bir nevi kast sistemi bulunuyor. Malaylardan oluşan birinci sınıf vatandaş anlamına gelen Bumiputra‘lar vergi ödemez, üniversite’ye sınavsız girer. Kendi ülkesindeki diğer milletlerden her yönüyle üstün bulunuyorlar.

 Camiler oldukça temiz ve düzenli bir camide özel kıyafetleri bulunan on civarında görevlinin çalıştığını görünce çok şaşırmıştım. Bütçe fazlası veren ülkede kim bilir belki de Malaylar için iş üretiliyordur. Ama ne olursa olsun temizlik ve düzeni konusunda üzerlerine söz yok. Ondan fazla ülkeyi görmüş olmama rağmen hayatımda gördüğüm en güzel şehir diyebilirim Kuala Lunpur için.

Dışarıda dolaşmaya başladıkça iklimi kadar buranın insanını da çok seviyorsunuz. Espirili bir sekilde hatta o kadar sakinler ki bu yönleriyle bazen sizi çileden çıkarabilirler diyor rehberimiz. Ne olursa olsun güler yüzünü eksik etmeyen adeta sinirleri alınmış bu güzel coğrafyanın güleç yüzlü insanları dışarıda gezerken güler yüzlü çehreleriyle size emin bir yerde olduğunuz düşüncesiyle rahatlatıyor.

ülkede genel olarak evde yemek kültürü bulunmuyor. Hemen her büyük yerleşim biriminin yanında Her çeşit yemeği yiyebileceğiniz lokantalar bulunuyor. Havanın sıcak olması da belki bunda etkili. Yemekler aşırı baharatlı olmanın yanında ekmek sevenler içinde zor bir yer. Ekmek bulmak bu ülkede oldukça zor. Her mevsim yağış alan Malezyada buğday yetişmediği için  yiyebilirseniz yemeğinizin yanında yağsız tuzsuz pilav katık olarak gelir. Etten ziyade sebzenin ağırlıklı olduğu yemek kültürü alışık olmayanlar için oldukça zor özellikle Türk ve Kazak kültüründe yemek yemeye alışmışlar için burada sıkıntı çekileceği kesin.

Malezya’da Helal gıda üzerinde çok duruluyor, bu konuda çokta hassaslar. Belki abartılı gelebilir ama ben suyun üzerinde bile Helal damgasını gördüm. Bu meseleyi çok ciddi takip eden kurulun onayı olmadan her halde bu ülkede Müslümanlara su bile satamazsınız.

Uzak doğu renk çeşitliliği ile gerçekten görülmesi gereken bir coğrafya. Gidilecek ülke özellikle Malezya gibi ekvatora yakın tropikal bir yerse ve bizi karşılayan dostlarımız gibi ben burada ne yaparım endişesini kaldıracak karşılama, gezdirme görevini üzerine alırsa doyamayacağınız anılarınızı hafızalarınızda bırakır. Diğer gezilerde görüşmek üzere…

Hadi İstek